Yazar - BAHATTİN YÜCEL
Gazete ve televizyon ilanları vererek enflasyonla mücadele etmek son günlerin modası haline geldi. 
 
Konuya iliŞkin verilen ilanların yazılı metinlerini okur ya da –sadece- dinlerseniz, iktisat literatürüne yeni bir teori kazandıran ekonomik kurtuluş savaşcılarımızın coşkulu kutlamalarına tanık olursunuz. 
 
Mucizevi yüzde on indirimle, enflasyon canavarına öldürücü darbe indiren bu kahramanlara günlük hayatımızda rastlamanız mümkün.
 
Dışarıdan bakanların; herhalde işler yolunda giderken, ülkenin birden bire büyük bir yol kazasına uğradığını ve büyümemizi çekemeyen güçlerin, bu enflasyon canavarını başımıza sardıklarını düşüneceklerine kuşku yok.
 
Kahramanlarımız kendi reklamlarını yaparken, işler kötüye gidince sorumluluğu başkalarında arayan iktidarımıza; bir selam göndermenin ötesinde, “can suyu bizden” mesajını da veriyorlar.
 
Başta İstanbul; kentlerimizin imar planlarını altüst ederek, her santimetrekaresini betonla kapladıkları yetmiyormuş gibi, imar barışıyla kaçak yapılarını meşrulaştıran müteahitlerimizin, ekonomiye katkıda bulunmak amaçlı fedakarlıklarını gösteren reklamları, insanın gözlerini yaşartıyor.
 
Her konuda olduğu gibi fedakarlıklar da kategorilere ayrılmış. Örneğin enflasyonla mücadele edenler % 10, ekonomiyi güçlendirme çabasında olanlar ise % 20 indirimle yarışıyorlar.
 
Son günlerde yeni bir grup daha çıktı. 
 
Turizm sektörümüzün meslek kuruluşları da, bu kampanyada yerlerini aldılar. Özellikle sosyal medyada görevlerini yerine getiriyorlar. İndirim oranlarından söz etmiyorlar ama ne olursa olsun, yaptıkları hayli çarpıcı. 
 
Sekörümüzü temsil edenlerin ekonomimizin güçlenmesine katkıları; “tatil yapmamak”. Onlar diğerleri gibi değiller ki, tatillerini feda ederek çok çalışıyorlarmış.
 
Aniden yükseltilen vergilere, geri dönüşü olmayan pahalı yatırımlara, gelişi güzel keyfi yasaklamalara karşı çıkmadıkları zamanlarda, seslerini duyamayışımızın nedeni; –eskilerin mefhumu muhalif deyiminden hareketle- sanırım o sıralarda tatilde olmaları. 
 
Oysa şimdi her zaman olduğından fazla ciddi davranmak zamanı.
Meslek Örgütleri siyasal iktidara muhalefet yapmaları gereken kuruluşlar değillerdir. 
 
Buna hiç kuşku yok. 
 
Ancak bu durum onları ekonomideki gidişin sektöre vereceği zararlara ilişkin uyarılarda bulunmaktan ala koyamaz.
 
Ama bir gerçeğin alını çizelim; meslek kuruluşlarını yöneten değerli arkadaşlarımızın iktidarı uyarmak yerine, sektörü iktidar partisinin bir ilçe örgütü gibi göstermeye hiç ama hiç hakları yoktur.
 
 
 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )