Yazar -     IBRAHIM ARAT
 
 
Sindbad ya da Denizci Sindbad hayali bir kahraman. 
Hayali bir kahraman olsa da, Sindbad da Ortadoğulu bir birey, tam da aynı bizim gibi.
Sindbad’ın hikayesini irdeleyince bu benzerlik ayna gibi yansıtıyor her birimizi. 
Sindbad, babasından kalan miras sayesinde birden bire bolluğun içerisinde bulur kendisini. Ancak gerçek hayattaki biz
Ortadoğulular gibi hazıra konduğu bu paranın kıymetini bilmez ve har vurup harman savururur. 
 
Eee tabi ki, hazıra dağlar dayanmayacağı için bu para bir gün suyunu çeker ve Sindbad geçim derdine düşer tekrardan. 
 
Hal böyle olunca toplar tayfayı ve diyar diyar gezerek ticaret yapmaya başlar. 
 
Ancak yine böyle bir seferde iken rotalarını kaybederler ve denizde oradan oraya sürüklenirler.
 
Derken bir kaya parçası bulurlar. Kaya parçası öyle yeşilmiş ki onu ufak bir ada zannederek üzerine çıkarlar. 
 
Meyveler yiyip, ağaçların gölgesinde dinlenirken birden yer yerinden oynamaya başlar. 
 
Masal bu ya, ada diye üzerine çıktıkları şey uzunca süre uykuya dalan bir deniz canlısı imiş. O kadar uzun süredir uykuya dalmış ki üzerinde ormanlar oluşmuş. 
 
Sindbad’ın bütün mürettebatı gemiyi de alıp kaçarken, Sindbad orada mahsur kalır ve bir dala tutunarak denizde bir süre sürüklendikten sonra karaya çıkar. 
 
Karaya çıktığı bu yerde o toprakların sultanı ile bir şekilde tanışarak güvenini kazanır ve limanda işlerini yapmaya başlar. 
 
Derken mürettebatı ile tesadüfen tekrar karşılaşarak doğduğu topraklara Basra’ya geri döner. 
 
Sindbad’ın nerede doğduğu, nerede büyüdüğü Basra olarak açıkça belli iken karaya çıktığı yer, güvenini kazandığı Sultan’ın kim olduğu belirsizdir ve bütün Ortadoğu ülkeleri Sindbad’ın macerasında anlatılan yerin kendi ülkeleri olduğunu iddia ederler. 
 
Bunlardan birisi de Umman. 
 
Ancak Körfez Ülkeleri’nin yanı sıra Mısır, Ürdün gibi diğer Arap ülkelerini de görmüş birisi olarak bu masalsı atmosfere sahip tek ülke Umman. 
 
Umman’ın iddiasına göre Sindbad, Sohar’da karaya çıkmıştır ve burası tam da Sindbad’ın karaya çıkabileceği en uygun yerdir. 
 
Umman’ın kuzeyinde yer alan ve aynı zamanda en büyük limanına sahip Sohar, deniz ticaretinin merkezi konumundadır. 
 
Bunun yanı sıra vadileri ve hurma bahçelerinin Umman’a özgü mimari ile buluşmasıyla Umman’ın şahsına münhasır güzelliği ortaya çıkıyor. 
 
Sohar’dan birkaç saat güneye devam ettiğinizde başkent Maskat’a varıyorsunuz. 
 
Maskat, denizci bir milletin şanına yaraşır şekilde tam bir deniz şehri diyebiliriz. 
 
Maskat, kaleleri, gözetleme kuleleri, tarihi dokuya uygun mimarisi ve farklı tarzdaki camileri ile bölge şehirleri arasındaki farklı yerini belli ediyor. 
 
Maskat, yıllarca Portekizliler ’in hakimiyeti altında kalmış ancak birçok denizci milletin de hedefi olmuştur. 
 
Pek tabii ki Osmanlı’da bu şehre gözünü dikmiş vakti zamanında. 
 
Ancak sonrasında gelen stratejik hatalardan ve bölge halkının hakkında uydurduğu hikayelerden dolayı Piri Reis’in başını da yakan şehir olarak tarihte yerini almıştır. 
 
Umman’ın tarihinde denizci bir millet olarak varlığını sürdürdüğünü belirtmiştim. Öyle ki denizlere açılıp fetihler yapmış, sömürgeler oluşturmuştur. 
 
Bunlardan birisi ve gidip ziyaret ettiğiniz zaman, halen mimaride etkisinin görülebileceği yer Zanzibar adasıdır. 
 
Günümüzde Umman için denizcilik halen önemli bir yere sahip. 
 
Sohar’da, Duqm’de ve Salalah’ta sahip oldukları devasa limanları ile deniz ticaretinden azımsanmayacak bir gelir elde ediyorlar. 
 
Petrolün yakın bir gelecekte bitecek olması nedeniyle lojistik sektöründe yatırımlar hızlanmış durumda. 
 
Limanların yanı sıra, havacılıkta ‘’hub’’ olmak, Dubai ve Doha ile bu konuda rekabet edebilmek için Maskat Havaalanı’nı yakın zamanda operasyona soktular. 
 
Lojistik alanındaki planların yanı sıra, turizm bir diğer yatırım yapılan sektör. 
 
Bu nedenle Salalah diğer liman şehirlerinden farklı bir yere sahip.
 
Yukarıda anlatılan masal gibi doğanın tropik versiyonunu düşleyin, Salalah işte tam da öyle bir yer. 
 
Yaz mevsiminde muson yağmurları etkisiyle kışı, kış mevsiminde konumu itibariyle yazı yaşadığınız bir yer. 
 
Beyaza yakın kumu ve Hint okyanusunun muhteşemliği de cabası.
 
Hep doğadan bahsettik ancak insanına da değinmezsek haksızlık etmiş oluruz. 
 
Yöneticinin hayata bakış açısından mı yoksa dini mezhep (İbadilik) nedeniyle midir bilinmez, Umman insanında mülayimlik, hoşgörü doğuştan gelen bir özellik gibi sanki. 
 
Geleneklerine de bir o kadar bağlı millet. 
 
Masaldan fırlamış bir ülke görüntüsünde insanların halen ‘’Dişdaşa’’ diye adlandırılan kıyafetlerini giymeleri de etkili. 
 
Umman, turizm tarihinin daha başında olmasının sayesinde gelip yatırım yapmak isteyenler için fırsatlar da sunuyor. 
 
Aynı zamanda Salalah’ta bütün yıla yayılan farklı sezonlar olması da işin güzel yanı. 
 
Kıssadan hisse; Umman hem gezip görmek hem de yatırım yapmak için masallardan fırlayıp gelerek herkesi bekliyor.     
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )