Yazar -     IBRAHIM ARAT
 
 
 
Dünya her ne kadar globalleşse ve Dünya’nın diğer bir ucundaki bir olaydan anında bilgi sahibi olsak da günlük hayatlarımıza baktığımız zaman bir akvaryumda yaşadığımızı görürüz.
 
Sosyal medyadan, bir an görüp, kısa bir süre sonra da unuttuğumuz her şey, bir balığın camın öte tarafındaki insanı görmesiyle pek de farklı değil aslında. 
 
Bizler da her ne kadar ‘’Dünya’yı takip ediyoruz.’’ desek de bütün davranışlarımız, hayata bakış açımız büyük ölçüde yaşadığımız şehir biraz daha genişiyle ülkemizdir. 
 
Günümüzün ve ömrümüzün büyük bir bölümünü çalışarak geçirdiğimizi düşünürsek, bu akvaryumu çalışma alanımız oluşturuyor diyebiliriz. 
 
Turizm sektöründe çalışıyorsanız iş ortamınızda çeşitli milletlerden iş arkadaşlarınızla çalışırsınız. 
 
Sayısı birkaç farklı milleti geçmese de farklı milletlerden insanların çalışma tarzlarını, anlayışlarını tutumlarını gözlemleme şansınız olabilir. 
 
Her ne kadar farklı milletler olsa da ağırlık Türk olduğu için Türk çalışma anlayışı geçerli olur.
 
Ancak ne zaman ki yurt dışında çalışmaya başlıyorsunuz o zaman Türkler ile diğer milletler arasındaki anlayışları daha iyi görebiliyorsunuz. 
 
Mısır yıllarımda Türkiye’dekine benzer bir durum söz konusu idi. 
 
Ağırlık Mısırlı arkadaşlar iken faaliyet gösterilen pazarlar için Rus, Polonyalı arkadaşların yanı sıra biz Türk çalışanlar da azınlıkta idik. 
 
Gözlemlerime göre yurt dışında faaliyet gösteren Türk şirketleri haricinde kendi imkanlarıyla yurt dışında çalışan meslektaşlarımızın sayısı çok çok az diyebiliriz. 
 
Belki Yunanistan, İspanya, Fransa gibi ülkelerde rekabet şartları, vize, düzenlemeler vesaire nedeniyle Batı ülkelerine gitmek zor olmaktadır. 
 
Aynı şekilde Tayland, Mısır gibi diğer turizm ülkelerine de o ülkelerdeki hayat şartları ve iş gücü fazlalığından imkanlar pek çekici gelmiyor olabilir. 
 
Ancak kariyerinin daha başındaki meslektaşlarım unutmamalılar ki, belirli bir yaşa kadar biriktirdiğiniz paradan çok biriktirdiğiniz tecrübe daha kıymetlidir. 
 
Yukarıda saydığım sebeplerden dolayı bazı ülkelere gitmek biraz zor olsa da şartların uygun ve rekabetin eşit olabileceği bir coğrafya var. 
 
Körfez Ülkeleri, yapısı itibariyle bütün milletten insana eşit imkanlar sunuyor. 
 
Hatta Türk olmanın, Türkiye’ye olan sempatiden dolayı ufak da olsa avantajı bulunmaktadır. 
 
Bu bölgede şartlar eşit diyorum. Çünkü yapısı itibariyle Körfez ülkeleri ‘’expat’’ diye tabir edilen yabancı uyruklu iş gücü sayesinde ekonomilerini devam ettiriyorlar. 
 
Bir işyerinde farklı milletlerden insanlarla beraber çalışıyorsunuz. 
 
Mesela, bizim Umman’daki otellerimizde 21 farklı milletten iş arkadaşlarımızla beraber çalışıyoruz. 
 
Burada büyük çoğunluğu Hindistan, Pakistan gibi Asya ülkeleri oluştursa da Afrika’dan, Avrupa’dan da birçok arkadaşlarımız var.  
 
Ancak, burada öncelikle bakılan nerede doğduğunuz ya da nerenin pasaportunu taşıdığınız değil, o işe uygunluğunuzdur. 
İşveren açısından Dünya’nın birçok ülkesinden çalışanınız olması yeni fikirler, yeni anlayışlar bakımından avantajlar sağlarken, işçi
havuzunun genişliği de ayrı bir avantajdır. 
 
Aynı zamanda herkesin amacı ekmeğini kazanmak olduğu için çalışanlarda ayrı bir duyarlılık ve o işini en iyi şekilde yapma motivasyonu oluşuyor. 
 
Ülkelerindeki şartlar göz önünde bulundurulduğunda burada sahip olunan şartların olumlu yönleri bu motivasyonu bir kat daha arttırıyor. 
 
İşverenin avantajlarından daha çok çalışan açısından birkaç noktayı vurgulamak isterim ki bu yazının amacı da ülkemizdeki turizm çalışanlarını yeni tecrübeler edinip, yeni ufuklara yelken açmalarına cesaretlendirmek. 
 
Biraz önce de belirttiğim gibi burada sahip olduğunuz pasaporttan daha önemlisi işe uygun olup olmamanızdır. 
 
O yüzden bir iş başvurusu yaptığınız zaman, başvuran diğer herkes ile aynı şartlarda değerlendirileceksinizdir. 
 
Kalmaya karar verip bu yönde kariyerinizi planladığınız zaman yine terfi şartlarınız da bu şekilde şekillenecektir. 
 
Bunun yanı sıra konaklama, yeme içme, sosyal haklarınız, maaşların zamanında ödenmesi gibi maddi  durumlar konusunda endişe duymaya gerek yok.  
 
Maddiyat elbette birçok insan için en önemli değişken ama yolun başında veya çok genç yaştaki arkadaşlar için bu maddi avantajların yanı sıra, çok büyük bir tecrübe demek. 
 
20 farklı milletten insanla çalışmak demek, 20 farklı eğitim, kültür, anlayış demek. 
 
En doğrusunu ben bilirim, en eğitimli benim havasına girmeden bütün bu gördüklerinizi sentezlemek, kendini geliştirmek Türkiye’ye
dönüşte banka hesabından daha fazla avantaj sağlayacaktır. 
 
Nereden başlayacağını bilmeyenler için Google’da kariyer sitelerine bakmayı tavsiye ederim. 
 
Ayrıca Körfez ülkelerinde hem şehir otellerinde hem resortlarda yüksek sezon kışa denk geldiği için denemek için Türkiye’deki sezonu kaybetmek gibi bir riskiniz de yok. 
 
Birçok zincir otel de çıktıkları eleman ilanları ve uzaktan yaptıkları mülakat ile bu bölgedeki otellerine alımlar yapıyorlar. 
 
Tek yapılması gereken biraz cesaret ve ne istediğini bilerek okyanusa dalmaktır. 
 
Arkasından ne tür fırsatların çıkacağını ise zaman gösterecektir.  
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )