Yazar - BAHATTİN YÜCEL

TÜRSAB’ın geçmiş yönetiminin üyelerinin genel çıkarlarını savunmak yerine, bir takım ticari ilişkiler içine girmesinin sakıncalarını savunanların, ne denli haklı oldukları her geçen gün belirginleşiyor.

Birbirleriyle içiçe geçmiş ticari bağlarının izleri silinmeye çalışılan şirketler, tek bir kişinin uzaktan kumandasıyla yönetilen, güçsüz bırakılmış TÜRSAV Vakfı, geçmiş yönetimde doğrudan yer alan ya da dışarıdan destek veren, kişiliksiz haksız rekabet kurgulayıcıları, TÜRSAB’ı içinde bulunduğu bu çıkmaza elbirliğiyle soktularının farkedildiğini elbette anlayacaklar.

Müze girişleriyle TÜRSAB’ın ilişkisinin; üyeleri güçlendirmek amaçlı olduğunu açıklayanlar, yüzmilyonlarca liralık borçlar kamuoyuna yansıyınca, pek sessiz kaldılar. Back to back fatura oyunlarıyla kaynak transfer edildiği ortaya çıktıkça, neredeyse dilleri tutulmuş gibi davranıyorlar.

Atatürk’ün Hocası Reşit Saffet Bey’e (Atabinen) kurdurduğu, Cumhuriyetle yaşıt bir kurumu sözde çağdaş geçinen çıkarcılarla, adrese teslim amaçlı ele geçirdiklerinin unutulacağını sanıyor olmalılar.

Şimdi tümü hayret verici bir şaşkınlıkla, olanların tek suçlusu Ulusoy’muş gibi köşelerine çekilmiş durumdalar.

TÜRSAB’ın yeni yönetimi de müze biletleri konusunda, eskisiyle aralarındaki farkı vurgulamak amacıyla bir polemik başlatmaya hazırlandıkları izlenmi veriyor.

Genel Sekreter; TÜRSAB’ın bilet komisyonlarından pay almadığını, böylece üyelerine verdikleri sözü tutarak, geçmişte yapılan haksızlığı ortadan kaldırdıklarını söylüyor. Sanırım eski yönetimin müze giriş biletlerinden alınan yüzde yirmibeşlik payın, yüzde beşlik bölümünü TÜRSAB ‘ta tutmasını eleştiriyor. Oysa Bakanlık aldığı bir kararla bu oranı zaten % 25 ‘ten % 20’ye indirdiği için acentelerin ceplerini ilgilendiren bir durum yok ortada.

Ancak verilen demecin satır aralarında ilgi çekici bir bölüm var. İndirimdeki azalma konusu sorulduğunda Genel Sekreter; “Bakanlık takdiri” yanıtını vererek, bu “takdirin” tebliğini üstlenmiş gibi davranıyor.

Belli ki, asli görevinin Bakanlık takdirini aktarmak değil, genel sekreterlik görevini üstlendiği TÜRSAB’ın ve üyelerinin çıkarlarını –gerektiğinde- Bakanlık karşısında da savunmak olduğunu unutuyor.

Müze Biletlerindeki gelişmelerin bütün ayrıntılarıyla üyelere açıklanması, salt bir durum tesbitinin ötesinde geçmiş yönetimin uygulamalarını günyüzüne çıkaracaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )