Yazar - YAVUZ ATAÇ 

Memlekettebüyük çoğunluğun “mevzubahis vatansa gerisi teferruattırsözüne” siz sakın bakmayın. Çünkü insanlarımızın birçoğunun duruşunu hep ‘politik bakış açısı’ belirlemiştir. Ama nedense turizm sektörünün hariç?..

Örneğin bugüne kadar sektörden hiç kimsenin, seçim tarihinin 3 Kasım 2019 dan 24 Haziran 2018’e çekilmesinin turizm açısından iyi oldu diye söylediğini duymadım. Kimbilir? BelkideAdalet ve Kalkınma Partisi (AKP) yandaşı olarak anılmak istemiyor...

Hatta tam tersine erken seçim yüzünden yaşadıkları rezervasyon iptalleri veya değişikliği yüzünden mağdur olduklarını söyleyenlerin sayısında çoğalma bile olabilir. Eee, bunlar duygusal konular.

Oysa iki hafta önce yapmış olduğum Antalya bölgesi ziyaretimde görüşmüş olduğum bir çok otelcinin Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimi yüzünden 2019 yılının turizm açısından sıkıntılı bir sene olabileceğini düşündüklerini biliyorum.

Özellikle Avrupalı turist açısından 2019 ‘un Türkiye için çok kritik bir sene olacağı biliniyor.
Bu yüzden Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçiminin 24 Haziran’da yapılacak olmasının turizm sektörü için bir şanstır.

Geçen yılın hemen başında birkaç Avrupa ülkesi ile yaşanan siyasi gerilimlerin özellikle o sezonun turist gelişine ciddi olarak yansıdığını unutmayalım.

Bunun için de Avrupalının 2019 yılı tatillerini planlarken, acaba oluşacak seçim atmosferi yüzünden Türkiye’de bir sorun olur mu diye kafalarında bir sual olmaması gerekiyor.

Malum. Türkiye son iki yıldır Avrupalı ziyaretçi sayısında dramatik düşüşler yaşamıştır. Ancak bu yaz sezonu birçok Avrupa ülkesinden gelen rezervasyonlarında ciddi sayılabilecek artışlar gözlenmektedir.

Ancak Avrupa’dan gelen turist sayılarında 2015 seviyelerine ulaşılması, 2019 sezonunun da tekrar önemli bir artış ile kapatmamızla mümkün olacaktır.

Ama bu artık her şeyin yoluna girdiği anlamı taşımıyor!

2018-2019 sezon tahminleri gerçekleşirse bu yalnızca sahil kesimlerin, daha doğrusu ‘her şey dahil’ tesislerinde oluşan kayıpları, geri kazanma yılları olacaktır.

Bununla birlikte artık turizmin diğer boyutuna bakmamız gerekiyor. Deniz-kum-güneş odaklı, her şey dahil konseptine yoğunlaşan gidişat, ülkemize sadece fiyat için gelen bir müşteri kitlesi yaratmıştır.

Sorun bakalım kongre-seminer, şehir, tarih ve kültür, incentive, yürüyüş, doğa, gastronomi, üçüncü yaş, spor ve gemi turlarından para kazanan esnafa, size ne cevap verecekler!

Oysa dünya turizmine bakınca tatile çıkan çoğunluğun, vaktini sadece otelde geçirmek istemediğini görüyoruz.

Her şey dahil kaldırılsındiye bir şey söylemiyoruz amakültürlü, üst segment turistlerinde gelebilmesi içinTürkiye’nin artık turizm konseptini belirlemesi gerekiyor!

Ve işte bütün bunları gerçekleştirmek için de Avrupalı turist çok önemlidir.

Çünkü İstanbul’un, Kapadokya’nın Pamukkale’nin, Afyon’un, Konya’nın, Nemrut’un, Mardin’in, Hatay’ın, Karadeniz’in, Anadolu’nun turizmde daha da gelişmesi ancak Avrupalı ziyaretçi sayısının artışı ile mümkün olacaktır.

Bunun için şimdiden “Yeni İstanbul Havalimanı’nın” açılışı ile birlikte İstanbul uçuşlarını durduran veya iptal eden yabancı milli havayolu şirketlerini nasıl geri döndürürüzplanlar yapalım.

Daha önce de birkaç kez yazdım. Leonardo da Vinci'nin Haliç için çizmiş olduğu bir Köprü. Altın Boynuz’da Sultan kayıkları ve sandallar ile masalımsı bir atmosfer.

Ve Haliç kıyısına bir 'Crème de la Crème'. Bilbao veya Abu Dabi örneğinde olduğu gibi, dünyaca ünlü bir eser. Frank Gehry tarafından çizilmiş bir "Guggenheim Müzesi". Dünyanın kültür ve sanat alanında adı geçen bir çekim merkezi.

Birçok kişiye sordum size de sormak isterim. Venedik'te gondol sefası mı? Yoksa Haliç'te sultan kayığı mı?

İşte bütün bunları sağlamak için, 2019 yılı Türk turizmi açısından önemli bir dönem noktası olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )