Yazarlar - TUNÇ MÜSTECAPLIOĞLU
 
“Elin şanslı Bedevisi, bunlar petrol sayesinde zengin olmuşlar ama kültürleri yok” gibi lafları siz de sıkça duymuşsunuzdur.
 
Körfez Ülkeleri (Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Umman ve Birleşi Arap Emirlikleri) arasında yıldızı hızla parlayan bu başarılı ülkeyi, böylesi küçümseyici ifadelerle eleştirmek için ancak, oralara hiç gitmemiş, bu ülkeyi hiç araştırmamış olmak gerekir.
 
Yaşadığım Umman Dubai’ye uçakla bir buçuk saat kadar bir uzaklıkta olduğundan, ara sıra oraya uçup gözlemleme şansım oluyor.
 
Şimdi sizlerle notlarımı paylaşmak istiyorum, artık sonrasında yorum sizin.
 
Türkiye’ye ilk kez gelen Ruslar, Antalya’yı yıllarca Türkiye’den bağımsız bir ülke sandılar.
 
Aynı hatayı Dubai için de yapanları tanıdım.
 
Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nin en bilinen şehri.
 
Başkent ise Abu Dhabi.
 
BAE, 83.600 kilometre karelik yüzölçümü ile bizden 9.5 kat daha küçük.
 
Yaklaşık on milyonluk nüfusları ile de bizim sekizde birimiz kadarlar.
 
Bu on miyonluk nüfusun %84’ü , yani 8.400.000’ü yabancı.
 
Ülkenin adı Birleşik Arap Emirlikleri, ancak hepi topu 1.6 milyon Emirlik (Emirati) vatandaşı yaşıyor orada..
 
Onların da çoğu yurt dışında, özellikle de İngiltere’de yaşıyorlar.
 
Türkiye’de ise 25.000’i öğrenci, 26.000’i expat (ülkemizde çalışan yabancılar) toplam 210.000 yabancı yaşıyor ve bunların toplam nüfusumuza oranları sadece %0.25.
 
BAE’nin önemli şehirleri, onların kuruluş yılları ve yıllık ortalama gecelik kahvaltı-yatak oda fiyatları da şöyle;
 
Ras Al-Khaimah (RAK) 1708’de kurulmuş, 174 $ (Burada daha çok Antalya’da olduğu gibi Herşey Dahil tesisler yer alıyor. Gelen turistler hem deniz tatili yapabiliyor, hem de Dubai’nin, Abu Dhabi’nin cazibe merkezlerini gezebiliyorlar)
 
Sharjajh/1727/65 $ (Alkol bu Emirlikte bazı istisnalar hariç yasak, Dubai’de ise vur patlasın, çal oynasın)
 
Abu Dhabi/1761/122 $ (petrolün orada olması nedeniyle en zengin Emirlik)
 
Ajman/1816/107 $
 
Dubai/1833/164 $
 
Fujairah/1879/104 $
 
Ülkenin bize oranla uzun bir tarihi geçmişi yok.
 
Birbirinden bağımsız olarak yaşayan Emirlikler, 1966 yılında İngilizler’in katkısı ile birleştiler, Katar bu gruba katılmadı.
 
1971’de İngilizler’den bağımsız bir hale geldiler, BAE’de bir tür aile iktidarı var.
 
Aynı yıl petrol de bulundu BAE’de.
 
1944 yılında bu topraklarda faaliyet göstermeye başlayan İngilizler, bu işleri tabi ki Emirlik vatandaşlarına olan özel sempatileri
dolayısıyla yapmıyordu.
 
Petrol ve doğal gaz kaynakları konusunda şans Abu Dhabi Emiri’ne gülmüş.
 
Özellikle de petrolün %93’ü Abu Dhabi topraklarında.
 
Dubai toplam petrol rezervlerinin sadece %4’üne sahip.
 
Yaklaşık olarak 150 yıllık petrol, 80 yıllık da doğal gaz rezervlerine sahipler.
 
Bu gelir 1992 gibi yıllarda, yılda 67 milyar $ ciro anlamına geliyordu.
 
Dubai’nin, Abu Dhabi gibi beleşten bir geliri yok.
 
Çölün verimsiz topraklarında pek öyle dişe dokunur bir tarihi geçmişleri de yok.
 
Hele, 2200 yıllık Antalya, 3000 yıllık İstanbul, 11600 yıllık Göbeklitepe’ye sahip Anadolu gibi öyküleri hiç yok.
 
Ama, Dubai’de 1966’da başlayan gelişim, hızla artarak ilerliyor.
 
1999’da, tüm dünyaca Yelken Oteli diye bilinen ve 2 milyar $’a malolan Burj El Arab (Arap Kalesi) diye bir otel açtılar, Paris’teki Eyfel
Kulesi gibi şehrin sembolü oldu.
 
Burj Khalifa’yı 2010’da açtılar, 828 metre yüksekliği ile hala dünyanın en yüksek binası.
 
Bizim en yüksek binamız 261 metre ile İstanbul’daki Sapphire Kulesi.
 
Dünyanın en büyük kapalı eğlence parkı, en büyük akvaryumu Dubai’de.
 
Bir alış merkezinin içine bir kayak merkezi kuracak kadar da yaratıcılar.
 
Kriz yönetimlerinde de başarılılar.
 
1 Ocak 2016 tarihinde, bir beş yıldızlı otelde yılbaşı akşamı yangın çıktı, yangından çok nasıl başarılı bir operasyonla en kısa zamanda hiç can kaybı olmadan insanların eğlencelerine başka otellerde devam ettikleri konuşuldu.
 
Yine 2016’nın Mart ayında, bir Fly Dubai uçağı Rusya’da düştü, uçaktaki 62 kişinin hepsi öldü, bu haber medyada adeta sıradan bir haber gibi yer aldı ve kısa sürede unut(tur)uldu.
 
Altyapı yatırımlarında da güçlüler.
 
Dubai-Abu Dhabi, Dubai-Ras El Khaimah arası mesafeler, Antalya-Alanya arası kadar olmasına rağmen, geniş yollar sayesinde bir saatte ulaşılabiliyor.
 
Emirates’in başarılı operasyonu ile Dubai havalimanı 2017’de 89.2 milyon yolcu kapasitesi ile Atlanta ve Pekin’in ardından üçüncü sırayı alıvermiş.
 
Istanbul aynı yıl 17. sıradaymış.
 
Sadece uluslararası trafik olarak bakarsak Dubai dünyada bir numara.
 
Ve bunda Emirates’in Dubai’yi Hub (merkez) olarak kullanması önemli bir rol oynuyor.   
 
Dubai’yi ziyaret edenlerin; %22’si Avrupalı, %17’si Körfez Ülkeleri’nden, %16’sı Güney Asyalı, %10’u Rus ve %10’u Orta Doğulu.
 
Tüm tesisler, hem şehir oteli hem de resort olarak pazarlanıyor.
 
Her iş kolunda bilinen, bilinmeyen tüm markaları Dubai’de bulmak mümkün.
 
Moskova’dan Antalya’ya 3.5 saatte ulaşılabilirken, yine Moskova’dan bir Rus turist, 4 saat 45 dakikada da Dubai’ye ulaşılabiliyor.
 
Abu Dhabi onca zenginliğine rağmen, turizm ve diğer gelirlerde Dubai’nin çok gerisinde.
 
Onlar da muhteşem Sheikh Zayed Camisi, Ferrari World, Warner Bros World gibi cazibe merkezleri ile dikkat çekiyorlar.
 
Bir tanesi bir milyar $’ı aşan bu tür dev yatırımların, BAE’deki gayri menkul fiyatlarını % 25 oranında artırdığı ve yeni yatırımcıları çektiği tahmin ediliyor.
 
2017’de, sadece binasına 1.3 milyar $ harcayarak Paris’teki Louvre’un bir şubesini Abu Dhabi’de açtılar.
 
Yeni düzende petrol fiyatlarının bu düzeylerde olması bekleniyor.
 
Yani, eski bal-kaymak kazançlar söz konusu olmayacak gibi.
 
O nedenle de, petrol gelirlerinden bağımsız bir ekonomi lafıdır gidiyor BAE’de.
 
Turizme ve başkent Abu Dhabi’ye ağırlık verecek şekilde planlamalar yapıyorlar.
 
Mastercard’ın 2018 yılı verilerine göre bir yılda en fazla harcama, 30.8 milyar $ ile Dubai’de yapılmış. 
 
İstanbul, 8.2 milyar $ ile 15. sırada, Antalya ise 7.6 milyar $ ile 20.
 
En fazla ziyaret edilen şehirler sıralamasında 23 milyon kişi ile Bangkok ilk sırada.
 
Onu 19.1’er milyon ziyaretçi ile Paris ve Londra izliyor.
 
Dubai 15.1 milyon ile 4.
 
İstanbul ise 13.4 milyon ile 8. sırada.
 
Expo 2020’ye ev sahipliği yapacaktı Dubai, iyi hazırlanmışlardı, Corona nedeniyle bir yıl sonrasına ertelendi.
 
Oysa, yeni gelişim planlarını bu fuarla ilintilendirmişler ve adını Vision 2020 koymuşlardı.
 
2020 yılında 20 milyon yabancı ziyaretçi ağırlamayı planlıyorlardı, onlar da çok önemli bir darbe yediler.
 
Tüm devlet daireleri, üst düzey güvenlik ve kalite standartlarıyla çalışıyorlar, trafik polisleri Bugatti’den, Lamborghini’ye, Porsche’den, en güçlü ciplere kadar fiyakalı araçlarla yolları denetliyorlar.
 
Trafikte hata yapan sürücüye daha evine varmadan, cezası telefonuna mesajla iletiliyor.
 
Bir sürücü kendi evinin kapalı garajında arabasını park ederken tekerleği park çizgisine değmişse eğer, trafik denetçileri tarafından cezalandırılabiliyor.
 
Bunca yabancı yaşamasına rağmen, Körfez Ülkelerinin Corona skorları da fena değil.
 
Altı ülkede toplam vaka sayısı 154.000, ölü sayısı da 541.
 
Bu vakaların bugün itibarı ile 18.000’i ve ölü sayılarının 198’i BAE’de.
 
Para ve akıllı projeler birleşince çok şık binalar da ortaya çıkıyor.
 
Ben pek sevmesem de şık gökdelen sevenler için adeta bir cennet.
 
Hiç kimseye, gidip Dubai’yi yaşamadan, orada dönen iş hacmini algılamadan, “Aman canım orası sanki sahte bir New York, ne anlar elin Arap’ı estetikten, işten. Monarşik bir idare de olduğundan, Emirler her türlü ticaretten pay alıyorlarmış” gibi yorumlar yapmamasını öneririm.
 
Her iş insanının, turizmcinin Dubai’den kendisine çıkaracağı dersler, alabileceği modeller olduğuna inanıyorum.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

(t u r i z m g a z e t e s i. c o m)