Yazar - BAHATTİN YÜCEL
 
Bakanlık ve seçimle gelen meslek örgütleri yöneticileri
 
 
TÜRSAB’ın ardından AKTOB ve TUROFED’in seçimli genel kurulları tamamlandı.
 
Sektörün en önemli meslek kuruluşları, TUREB’in geçtiğimiz Mart ayında sonuçlanan genel kurulu da dikkate alınırsa, tümü seçimle gelmiş yeni yönetimleriyle üyelerine hizmet sunacaklar.
 
Bu ortamda atamayla gelmiş siyasetçi kimliğiyle görev yapan tek yönetici Sayın Ersoy’un, önümüzdeki dönemde nasıl bir yol izleyeceğini hep birlikte göreceğiz.
 
Ancak meslek örgütlerinin genel kurullarına katılmayan, bakanlık adına alt rütbeli temsilciler göndererek, bu kurumları-eskilerin deyimiyle- istiskal eden, bizzat kulisle sonuçları etkileme çabalarıyla dikkat çeken bir Bakana pek alışkın olmasalar da, Sektör yöneticilerinin mesleki çıkarlarını savunmayı özenle sürdüreceklerine kuşku yok.
 
TÜRSAB’ın ve temsil ettiği seyahat acenteliği mesleğinin, dünyada esen değişim rüzgarlarına karşı çıkılarak değil, bu gelişmelerin iyi analiz edilerek, yenilikçi yöntemlerle değerlendirilmesi gerektiğine inananların görüşlerine değer ve yer verilmesi elbette doğru bir yaklaşım olurdu.
 
Bakanlık görevine atandıktan sonraTÜRSAB’ın yeni yasal düzenleme sırasında gündeme getirdiği önerilerin, Bakanlık üst yöneticileri ile uzun süren müzakereler sonunda bir metne dönüştürüldüğü ve bu metne ilişkin ilgili Bakanlıklardan görüş istendiği, alınan yanıtların olumlu bulunduğu da biliniyor.
 
Bu aşamadan sonra beklenen; TÜRSAB ile birlikte hazırlanan tasarının TBMM’ne sevkedilmesiydi. 
 
Ancak geçtiğimiz günlerde Bakanlık tarafından yeni ve içeriği farklı bir hazırlığın başlatılması, her halde olağanüstü bir nedenden kaynaklanmış olmalı.
 
Üstelik bu kez seyahat acentelerinden görüşler alınıyor açıklaması yapılırken, aralarında bakanın kendi şirketinin de bulunduğu, az sayıda seyahat acentesi yetkilisinden görüş alınması, Bakanlığın TÜRSAB’I yok saymayı amaçlayan tutumunda değişiklik olmadığını gösteriyor.
 
Bir yanda yasakçılığı Digital Kapitülasyon suçlamasıyla savunan, kendi şirketini rekabet hukukuna aykırı tutumla,  “tek satıcılık” konumunu kollayan bir tasarının bu koşullarda yasalaştırılmaya çalışılması, herhalde başta TÜRSAB, sektörde hiçbir sivil toplum kuruluşunun onaylayacağı bir yaklaşım olamaz.
 
Çevre duyarlığını hiçe sayarak, iptal edilen tahsisleri yeniden hayata geçirmek, Türkiye’nin en özgün tatil ve gezi ürünlerinden mavi yolculuğun Bodrum çıkışını baltalayan otel yatırımını savunmak, meslek örgütülerinin yeterli tepkisini çekmeyince, sanırım bu kez TÜRSAB yerine bir özel şirket ikame edilmek isteniyor.
 
Ama bu kadarı çok fazla…
 
Türsab; sahibi bakan da olsa bir şirketten daha büyüktür.
 
Turizm sektörünün sesidir, rekabetçi gücüdür.
 
Bu sektöre emek vermiş herkesin gözbebeğidir.
 
Seçimle gelen bütün meslek kuruluşları yöneticilerinin yeni görevlerini kutlarken, geçtiğimiz hafta seçilen, Erkan Yağcı (AKTOB) ve Sururi Çorabatır’a (TÜROFED) üstün başarılar diliyorum.
 
 
 
 
Yazar - BAHATTİN YÜCEL
 
 
 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )