Yazar - BAHATTİN YÜCEL
Kapadokya’da Unesco’nun önerdiği biçimde bir “Alan Yönetimi Modeli” uygulanmasına karar verilmesi, sektör dışındaki kesimler arasında ciddi boyutlarda eleştirilere yol açıyor.
 
Kapadokya Alan Yönetimi kurulmasına ilişkin hazırlanan taslağın yasalaşmasının ardından, bölgede özellikle yapılaşmaya karşı tutumuyla öne çıkan  Milli Parkların, yetkilerinin Cumhurbaşkanlığı Kararıyla  kaldırılması, kamu yönetiminin geçmişteki çok tartışmalı uygulamaları yüzünden haklı duyarlığa yol açtı.
 
Konuya ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı; 
 
'Göreme Vadisinde Milli Park statüsünün kaldırılarak Kapadokya alanının ranta açılacağına dair çeşitli mecralarda haberlerin yer aldığı görülmektedir.
 
Kapadokya alanında arkeolojik, kentsel, doğal sit alanları, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi ve milli park gibi birçok farklı koruma statüsünün bir arada bulunması, alanda zamanla yetki karmaşasına neden olmuş, bu durum kaçak yapılaşmaların artmasına ve alanın tahrip edilmesine yol açmıştır.
 
Bu yetki karmaşasından kaynaklanan izinsiz yapılaşmayı engellemek amacıyla 2019 yılı içerisinde tespit edilen söz konusu uygulamalardan yaklaşık 70 tanesi Bakanlığımız öncülüğünde kaldırılmıştır.
 
7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun ile bu alanın içerisinde yer alan 9.600 hektar büyüklüğündeki Göreme Tarihi Milli Parkına ek olarak ülkemizin 1983 yılında taraf olduğu UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme kapsamında ilan edilmiş diğer dünya miras alanlarından olan Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirlerini de içine alan yaklaşık 86.000 hektar büyüklüğünde bir alan Kapadokya Alanı olarak belirlenmiştir. Böylelikle; kamuoyuna yansıyan haberlerin aksine daha geniş bir alanın verimli ve etkin korunması ve yönetilmesi sağlanacak olup alanın doğal karakterini tahrip eden ve yetki karmaşasından dolayı engellenemeyen kaçak uygulamaların önüne geçilecektir.''  
 
Kötü yapılaşmanın engelleneceği açıklanmasına karşın, kamuoyu; eskilerin deyimiyle “sütten ağzı yandığı için yoğurdu üfleyerek yiyen” bir anlayışla yeni değişiklikten korkuyor.
 
Son dönemde özellikle Kültür ve Turizm Bakanının şirketine tahsis edilen, Bodrum Kisebükü  Adayalısında” bulunan hazine arazisine, Çevre Bakanlığının önceki durdurma kararını kaldırtarak, kendi adına imar izni vermesi gösterilen  tepkilere haklılık kazandırmıyor denemez..
 
Doğru olan; gelişmeleri izleyerek, Alan Yönetiminde yer alacak görevlilerin kararlarını beklemektir.
 
Özellikle Bakanlık gösterilen tepkileri ciddi uyarı gibi değerlendirmeli, yapılaşma ya da onarımlara  izin verilirken, seçici davranmalıdır.
 
Kapadokyalıların bu konudaki güvenceleri, turizmcilerin bölgenin geleceğini etkileyecek kararlara karşı çıkacakları olmalıdır. 
 
 
 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )