Yazar - BAHATTİN YÜCEL
Atasözleri; binlerce yıl öncesinden günümüze uzanan, insanlığın ortak vicdanını ve yaşanarak damıtılmış gerçekliği tanımlayan özlü halk sözleridir. 
 
Yıllar önce bir Afrika atasözü ilgimi çekmişti. 
 
Hala aklımda tutarım.“Sular çekildiğinde sinekler balıkları, yükseldiğinde ise balıklar sinekleri yerler. Doğada kimin kimi yiyeceğine, ne balıklar, ne de sinekler, sadece suyun akışı karar verir.”
 
TÜRSAB’ın önceki yönetiminin gelişen dünya koşullarına göre konumlanmak yerine populist bir yaklaşımla yargı yoluyla yasaklatmaya kalkıştığı,  uluslararası rezervasyon ağlarına konan tedbir kararı, geçtiğimiz gün yürürlükten kaldırıldı.
 
Bu platformlar arasında en bilinenlerinden sayılan “booking.com” son kararla,  Türkiye’deki çalışmalarını 500 bin lira temninat yatırdığı takdirde sürdürecek.
 
Meslekten gelmesine karşın Kültür ve Turizm Bakanımız; uluslararası rezervasyon ağlarının Türkiye’deki çalışmalarını “digital kapitülasyon” olarak nitelemiş ve buna izin verilemeyeceğini öne süren demeçlerini yayınlamakta sakınca görmemişti.
 
Kendisine ait şirketler aracılığıyla aynı alanda faaliyet göstererek, yasaklı dönemde pazar payını arttırdığı, hatta tekelleştiği iddiaları karşısında sessiz kalmayı tercih eden Sayın Bakanımızın, bu karar üzerine söyleyecekleri şimdi merakla bekleniyor.
 
Aynı konuda TÜRSAB’ın da ortayolcu tavrını terk etmesi zorunlu hale geliyor. 
 
Birilik Yönetimi seyahat acenteliği mesleğinin geleceğini masaya yatırarak, Dünyadaki gelişmelere ilişkin bilgileri üyeleri paylaşmalı, sonuç verceği kuşkulu bir takım girişimlerle zaman ve kaynak kaybetmemeldir.
 
Meslek kuruluşları siyasi iktidarlara muhalefet etmek değil, işbirliği içinde üyelerinin genel çıkarlarını koruyarak varlıklarını sürdürürler.
 
Kuşkusuz işbirlikleri darken, bir takım çok özel çıkar grupları ile dirsek temaslarını, dış kapının mandalı sayılacak türden akrabalık ilişkilerinden yarar  uman yaklaşımları kast etmiyoruz.
 
Ekonomik ve siyasal krizlerin etkilerine alabildiğine açık bir döneme girilirken, enerjisini sadece seçimlere yönelten bir yaklaşımın, kazansa bile bu koşullarda başarılı olma şansı tartışılmalıdır.
 
Sonuçta; digital teknolojinin baskısıyla yok olma tehdidi altındaki köklü bir meslek kolunun geleceği söz konusudur. TÜRSAB’ta seçimi kazanmak;  yönetime tahminlerin ötesinde ağır bir sorumluluk yükleyecektir.
 
 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )