Yazar - FEHMİ KÖFTEOGLU
TÜRSAB seçimlerine beş ay var.
 
Başkan olmak isteyenler peş peşe adaylıklarını açıklıyor.
 
Şu anda iki kişi adaylığını açıkladı.
 
Sırada başkaları da var.
 
Şu anda yönetimde olanlar göreve geldikten kısa bir süre sonra kendi içinde birkaç gruba bölündü.
 
Bu gruplardan kimi yönetim içinde ve yönetim dışındakilerle pazarlık yaparken kimileri ayrı liste çıkarmak için çalışıyor.
 
Daha şimdiden beş grup oluştu.
 
Adaylar arasında Başaran Ulusoy ve Nebil Çelebi gibi kendileri aday olmayan ama TÜRSAB yönetimine aday olacak grupları olanlar var.
 
Başaran Ulusoy bu amaçla bir büro oluşturdu ve bir PR firması ile anlaştı. 
 
TÜRSAB başkanlığı için ‘İslamda Cinsel Hayat’ kitabıyla bilinen, Hac işi yapan Emir Turizm Seyahat Acentesi’nin sahibi Ali Rıza
Demircan’ın oğlu Beyoğlu eski belediye başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın da adı geçiyor.
 
 
TÜRSAB adaylığını kartvizitine yazacak kadar bu işi meslek edinenler de var, ama üzeriende durmaya değmez.
 
 
Bu arada adaylığını açıklayanlar arasında son genel kurulda aklanmayanlar da var.
 
Oysa aklanmayan bir kişinin yönetime aday olamayacağı yasanın amir hükmüdür.
 
Genel kurulda aklanmamışken aday olanlar bunu bilmiyorlar mı?
 
Yoksa  biliyorlar da;  kimi ağır cezacı yakınlarına, kimi reise, kimi de bu işi ‘Duygusal’ yoldan halledeceğine mi güveniyor.
 
Adaylığını açıklayanlar ile bu amaçla nabız yoklayanlardan, kimi adaylık için çeşitli illerde toplantı yapıyor, kimi şimdilik renk vermeyip gidişata göre tavır almak üzere kendi yöntemleri ile çalışıyor.
 
Mevcut yönetim, yönetim içindeki gruplar, adaylığını resmen açıklayan, kendisi aday değil ama bir grubun arkasında olduğunu söyleyenler ile bu amaçla illerde toplantılar yapıp acente ziyaretlerinde bulunanların her biri neden aday olduğunu söyleyip kendine göre farklı gerekçeler sayarken hepsinin ortak noktası AKP’nin kendilerini desteklediğini söylemeleri dikkat çekiyor.
 
Evet, ilginçtir TÜRSAB’ta seçim ortamına girilirken mevcut yönetim ve buna karşı aday olanların hepsi AKP’nin kendilerini desteklediğini söylüyor. 
 
Bu yanlıştır.
 
Neden?
 
1) Herhangi bir meslek örgütü, dernek, vakıf, birlik, sendika, kooperatif vb. kurum ve kuruluşları herhangi bir partinin arka bahçesi görmek göstermek o hale getirmek yanlıştır.Bu TÜRSAB için de geçerlidir.
 
2)  Kişilerin siyasal tercihleri, parti mensubiyetleri, üyelikleri olur, ama meslek örgütünü bir siyasi parti ile ilişkilendirmek yanlıştır.
 
3) Bu, meslek örgütüne zarar verdiği gibi, o meslek örgütünün yönetimine gelmek için aday olanların doğal olarak üye oylarını alma amaçlı çalışmaları için kullandıkları propaganda yöntemi olarak da yanlıştır.
 
4) Bu yöntemle kendilerini güçlü göstermek isteyen adayların AKP ile ilişkilerini ölçü olarak kullanmaları lehte değil aleyhtedir.
Çünkü AKP şu anda iktidarda olsa da inişe geçiş sürecine girmiştir.
 
Öte yandan TÜRSAB başkanlığına adaylığını açıklayanlardan bu iş için şu kadar milyon ayırdığını övünerek söyleyenlere bir çift sözümüz var.
 
Bu iş için bu kadar parayı neden ayırıyor neden harcıyorsunuz.
 
Seyahat acenteliği mesleği bir sosyal faaliyet değil bir iştir. Siz de bunu iş olarak yapıyorsunuz. 
 
Her işadamı, yapacağı işe ne götürür ne getirir diye bakar ve bir şey getirecekse o işe girer.  
 
Siz şu kadar milyon harcıyorsanız demek ki şu kadar milyon da almayı planlıyorsunuz. Yoksa neden bu işe giriyorsunuz.
 
O sıfatı kullandığı, o koltuğa oturduğu için oradan çok para 'Kazanan’lar oldu. Onlar bu nedenle genel kurulda aklanmadıkları için şimdi yargı önündeler.
 
 
TÜRSAB başkanlığı için şu kadar para ayırdıklarını söyleyenlere bir uyarımız var.
 
İşin ahlaki yanı bir yana, genel kurulda aklanmama nedeni olan bu yüzden yargıya taşınan TÜRSAB’ın o paralı işleri artık yok.
 
Dolayısıyla TÜRSAB’ın hangi işinden hangi ilişkilerle; örneğin Hac işi yapan acentelere kota satarak mı, umre işi yapanlara THY ile anlaşıp kapattığınız koltuklardan yer vererek mi, hacılara catering hizmeti, çanta, şemsiye, ihram satışı, hac kimlik kartı, hacıları havaalanından şehre taşıyan otobüs işi, otel adı altında çadırlara yerleştirme ya da FETÖ’nün finans kaynağı Bank Asya ile ortak sigorta şirketi, otopark işletmeciliği, Turing’in varlıkları üzerinden mi gelir elde edeceksiniz.
 
Bunlar yok artık.
 
Seçimlere 5 ay kala TÜRSAB’ta durum bu.
 
Bunları böyle belirttikten sonra şimdi gelin aralarında bu iş için 3 milyon 5 milyon ayırdıklarını söyleyenlerin de olduğu adayları bir yana bırakıp yönetimine talip olunan Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB)’ın temsil ettiği üyelerinin yaptığı mesleğin dünden bugüne gelişimine ve bu çerçevede meslek örgütünün durumuna bakalım.
 
Seyahat acenteliği, ortaya çıktığı 1800’lü yılların başından 2000’li yıllara kadar seyahatin turizme, turizmin seyahat endüstrisine dönüşmesine kadar, mesleğin sözlük karşılığı olan aracılık hizmeti olarak bir işlev gördü. 
 
Aracılık anlamındaki haliyle sigorta acenteliği sigorta olmak, malını sigortalamak isteyen ise sigorta yapan şirket arasında aracılık hizmeti, seyahat acenteliği de seyahate çıkmak isteyen kişi ile seyahate gideceği yer ve kullanacağı araçlar için yapılan aracılık hizmetidir.
 
İletişim teknolojisinin yarattığı olanak ve sağladığı ortamlar sayesinde üretici ile tüketici artık aracıya gerek kalmadan buluşabiliyor.
 
Dolayısıyla varlık nedeni aracılık olan her meslek gibi seyahat acenteliği mesleği de eski deyimle ‘Miadını’ doldurdu. Yani süresi doldu.
 
Bunları söylerken şunu da göz ardı etmiyoruz:
 
Örneğin tekstilde konfeksiyon anlamındaki hazır giyimde yaşanan endüstrileşme terzilik mesleğini devre dışı bıraktı.
 
İletişim teknolojisinin ürünü online seyahat kanalları da klasik seyahat acenteliği mesleğini hızla devre dışı bırakıyor.
 
Ama günümüzde ülkemizde ve dünyanın başka yerlerinde bazı erkekler hâlâ takım elbiselerini ya da gömleklerini, hanımlar abiye giysilerini özel bir terziye diktiryor, onlara bu hizmeti verenler de var.
 
Bunlar kaç kişidir, önemli değil.
 
Bunlar, iş hacmi, pazar paylar vs ile ölçülmez, bunlar kendi içlerinde bir değerdir.
 
Bu, terzilik mesleğinin bittiği gerçeğini değiştirmediği gibi, hazır giyim ve konfeksiyondaki çılgın büyümeye rağmen ‘Butik’lerin de kendi çaplarında ve kendilerine özgü alanda varlıklarını sürdürdüğü gerçeğini de ortadan kaldırmaz.
 
Günümüzde; Semercilik, kalaycılık, nalbantlık vb gibi meslekler ne ifade ediyorsa seyahat acenteliği de onu ifade ediyor.
 
Söz konusu meslekler bir dönem önemli işlev gördü.
 
Günümüzde ise artık bir nostalji, (Geçmişe özlem) gelenekselliği nedeniyle korunması istenen meslekler biri haline gelmiştir.
 
Sonsöz:
 
Seyahat endüstrisinin günümüzde merkezi olan Almanya başta olmak üzere dünyanın her yerinde seyahat acenteleri azalıyor. 
 
Bu noktada Türkiye’de  şu anda durum tersine bir seyir izliyor, acente sayısı artıyor.
 
Ama bu geçicidir. İçine girilen süreçte bu iş home office yani evden bile yapılabiliyor.
 
Dolayısıyla bu işi yapmak için acente kurmaya gerek olmayan bir sürece gerildi.
 
Nitekim bu işi merkezi olan Almanya’da seyahat acentelerinin meslek örgütü DRV kendisi dışında gelişen bu süreci görerek home office olarak çalışanları da üye yapmayı tartışıyor.
 
Onun için biz, konuya adaylar üzerinden değil seyahat acenteliği mesleğinin kendisi, acenteliğin seyahat endüstrisinin dünden
bugüne gelişimindeki yeri, bu mesleği yapanlar ve onların meslek örgütü olarak TÜRSAB’ın konumu açısından bakıyoruz.
 
TÜRSAB’ı yönetmeye talip olanlar arasında  konuya böyle bakan var mı?
 
Ne yazık ki yok
 
Keşke olsaydı...…
 

 

 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )