Yazar - BAHATTİN YÜCEL
İhtisas Komisyonunda tartışmalara yolaçan ve muhalefet milletvekillerinin itirazlarıyla Genel Kurula getirilecek olan tasarının, uygulamada ciddi sakıncalara neden olacağı açıktır.
 
Öncelikle sektörün toplam girdileri hesaplandığında, ikinci yılın sonunda yılda en az 200 milyon ABD Dolarına rahatlıkla ulaşacak bu kaynağın, girdileri olağanüstü artan, -başta konaklama- turizm sektörünün bütün paydaşlarına büyük yük getireceği ortada. Örneğin  sektördeki yatırımcıların kredi geri ödemelerine kısaca göz atacaklar, bu gerçeği hemen fark edeceklerdir.
 
Tasarıda; sektörden toplanacak kaynağın içeride ve dışarıda hangi kurallara göre harcanacağı son derece belirsizdir.
 
İşlemleri Sayıştay denetiminden çıkarmak, yüklenicilerin seçimlerinde Kamu İhale Yasası hükümlerinin uygulanmasından kaçınmak, ülkemizin tanıtımına katkı yerine ancak Orta Afrika Ülkelerinde rastlanan türden yolsuzluk söylentileriyle, Dünya kamuoyunun gündemine gelmesine yol açacaktır.
 
Özellikle yasa taslağında muhalefetin tepkilerini çeken, yurtdışı ve içindeki  yatırımlara kaynak aktarılmasınan ilişkin maddeler, geçmişte bazı reklam ihalelerinde yaşanan kayrımcaı tutumlar dikkate alındığında çıkacak söylentilerin arkası kesilmeyecektir.
 
Somut bir örnek vermek gerekirse, Tanıtım Ajansının tasarlanan bütçesine oranla çok düşük kalan, Doğu Ekspresi seferlerindeki yataklı kompartımanların tümünün kısa süre önce Bakanın sahip olduğu şirket tarafından adeta kapatılması, ileride karşılaşacağımız haksız rekabetin ölçüsü hakkında yeterli fikir verecektir.
 
Kaldı ki, Çevre Bakanlığının daha önce izni vermediği tahsisli arazisine kendi inisiyatifi ile yapılaşma izni vererek,  -herhalde- Cumhuriyet tarihimizdeki yerini alacak ilk Bakanın, günümüze kadar süren yaklaşımı tasarının yasalaşması halinde olacaklara ilişkin ipuçlarını vermektedir.
 
Aslında sorun meslek kuruluşları yöneticilerinin yönetim ve icra kurullarında yetersiz temsil edilmelerinden kaynaklanmamaktadır.
 
Kusura bakmasınlar ama bu kurumların çok Sevgili Başkanları diledikleri gibi temsil edilseler de, böyle bir yapının ülke tanıtımına katkıları çok tartışmalı olacaktır.
 
Turistik Tanıtım konusu reklamdan çok farklı bir olgudur. Yaklaşık 70 yıldır Avrupa ve yaşadığımız coğrafyada denenmiş devlet destekli tanıtım modelleri, sonunda uygulandığı ülkenin demokrasiye olan mesafesi ile ilişkilendirilmekten kurtulamamışlardır.
 
Günümüzde ülke ya da bir bölgenin tanıtımını en çok etkileyen unsur; üzerinde yaşayan toplumun ortalama hayat tarzı ve –kuşkusuz- niteliğidir.
 
Son dönemde Dünyada öne çıkan tanıtım kriterleri ise; demokrasi ve  evrensel hukukun üstünlüğüne ilişkindir. Çevre ve insan haklarına, kişisel özgürlüklere gösterilen saygı, adil ve uluslararası hukuk ilkelerine dayalı yargı sistemi, farklı inanç ve düşüncelere eşit uzaklıkta olmak, tarihsel ve kültürel mirasa sahip çıkmak da, turizm amaçlı tanıtımın en önemli  dayanağıdır.
 
Bu konuda Uluslararası Kamuoyu algısı; yüzmilyonlarca dolarlık bütçeli, siyasetin elinde şekillendirilen fonlar ile değil, ülkeyi yönetenlerin demokratik performanslarıyla belirlenmektedir.
 
Gelin sektörün üzerine daha fazla yük bindiren bu tasarıdan vazgeçin.
 

 
 
 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )