Yazar - BAHATTİN YÜCEL
AKTOB’un 35.Yaşını kutlamak amacıyla geldiğimiz Antalya’da, 19 Haziran’dan  bu yana süren 2.Akra Caz Festivali’nin -kelimenin tam anlamıyla- ortasına düştük.  Barut Ailesi turizmin sadece konaklama ya da taşımadan ibaret olmadığını gösteren, kent için çok önemli bu etkinliği başarıyla sürdürüyor.
 
AKTOB yatak sayısı açısından ülkenin en fazla kapasitesine sahip gönüllü katılımcılardan oluşan, bir meslek kuruluşuna yaraşır biçimde kutladı yeni yaşını.
 
 Aspendos’un 35. Yıldönümü için seçimi ve konukların Hakan Aysev’in konserine geç saatlere kadar süren ilgileri, turizmin kültürel yanının önemini de gösterdi.
Kanımca her iki etkinliğin temel amaçları; Turizm  Sektörünü daha nitelikli bir düzeye götürme isteğiydi. Belli ki, yeni çözüm arayışlarının örnekleriydi bu girişimler. Bir yandan bunları düşünürken, öte yandan Antalya özelindeki gelişmeleri anlamaya çalıştım.
 
Sektör; turizmin bağımsız bir yapı olduğu düşüncesinden kaynaklanan, sorunlarının devlet tarafından çözülmesini bekleyen öneriler yerine, onları kendi kaynaklarıyla aşmaya hazırlanan yeni bir yörünge çizmeye hazırlanıyor olabilir miydi?
 
Kamunun sağlaması gereken; temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, çevre ve tarihsel zenginliklerin korunması, farklı düşünce ve anlayışlara eşit uzaklıkta konumlanan yargı düzeni sağlanması, kuşkusuz turizmcilerin görev ve yetki alanlarında değildi. Ancak bu alanlarda ortaya çıkacak aksaklıkların etkileri, salt sınırlarımız içinde kalmıyor, digital haberleşmenin katkısıyla neredeyse bir kaç dakika içinde Dünyanın öbür ucunda gündem konusu oluyorlardı.
 
Yerel Yönetimlerin durumları da mülki yönetimden daha farklı değildi. 
 
Günlük hayatın kolaylaştırılması, yaşam düzeyinin yükseltilmesi, gelecek kuşaklara bırakılacak uygarlık mirasının korunması asli görevleriydi. Ama onlardan beklenmesi gerekenler sadece bunlar mıydı?
 
Turistik tanıtma, bölgeyi çekim merkezine dönüştürecek sanatsal ve kültürel etkinlikler, biraz daha ileri gidersek, günümüzde etkileri çok tartışmalı hale gelen yurtdışı fuarlara katılmak, kamu ve yerel yönetimlerin değil sektörün işlevleri arasında yer almalıyken, uygulama ve  savunulan görüşler hayli farklıydı.
 
Sektördeki meslek kuruluşları ise özellikle bu dönemde işletme bazında yapılması yüksek maliyetli durum raporları ve analizleri gerçekleştirmeli, sonuçlarını konularında uzmanlaşmış ekonomist, iletişimci, sosyal güvenlik ve halkla ilişkiler uzmanlarıyla birlikte değerlendirerek, kamuoyuyla paylaşmalıydılar.
 
Kısaca; Türkiye’nin yeraldığı Coğrafyada son yıllarda ortaya çıkan, enerji kaynaklarını ele geçirme amaçlı askeri hareketlilikleri de içeren çevredeki gelişmeleri inceleme konusu yapmalı, uzamanlarca geliştirilecek varsayımları üyeleri ile paylaşarak, geleceği tasarlamalıydılar.
 
Nüfusunun yarısı kadar yabancıyı yıllardır ağırlamayı  başaran bu ülkede, iç politikada devletle özdeşleşen bir takım toplumsal ve siyasal yasakların, dış talebi ne denli etkileyeceğini hesaplamadan, daha ötesi yokmuş gibi değerlendirirlerse,  turizmcilerin temsil ettikleri istihdam ve yatırım büyüklüklerin, komşu sektörler üzerindeki olumlu etkilerini topluma anlatmaları mümkün olamazdı.
 
Gelişen bu koşullarda AKTOB’un 35.Yılını kutlarken, sektörün gelecek sezonunu değil, 10,20,30 yıl sonrasını tasarlayacak bir yaklaşımı hayata geçireceklerine inanıyorum. 
 
Türkiye geçtiğimiz yüzyıl başlarında imparatorluğun tasfiyesi ve savaşlar yüzünden Sanayi Devrimi gerçekleştiremedi.Yaşadığımız süreç ise başdöndürücü bir hızla, günlük hayatımıza giren teknolojik gelişmelerin etkilerini hissettiğimiz “digital devrim” çağı olarak adlandırılıyor. 
 
İlk bakışta iddialı görünse de; sosyo-ekonomik etkileri açısından, Türkiye’de digital devrimi hayata geçirecek en güçlü sektörün “turizm sektörü” olduğunu söyleyebiliriz. Turizm Sektörü; haksız rekabet unsuru olduğu açıkça görünen yasaklara karşı çıkmalı,Türkiye’de çalışmaları engellenen uluslararası digital platformların ülke turizminin geleceğinde nasıl konumlanabileceklerini şimdiden öngörerek, önlem almalı -en azından-yeni gelişen tüketici profilini doğru analiz ederek, kendi geleceğini tasarlamalıdır. AKTOB bu konuda öncü olabilir.
 

 
 
 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )