Yazar - BAHATTİN YÜCEL
Üzerinden haftalar geçti. 
Dünyanın pek çok ülkesinde bir kaç saat içinde elde edilen sonuçların neden geciktirildiği kısa sürede anlaşıldı. 
Ülkenin en büyük kenti İstanbul’un -daha doğrusu İstanbul’luların- seçimi, kaybedenlerce bir türlü kabullenilemiyordu.
İktidar partisinin bu yenilgiyi değerlendirmekten çok, İstanbul’da seçimi yenilemek amaçlı kılıf arayışlarının, ileride siyasal tarihimize geçeceğine hiç kuşku yok.
Son seçimlerle sadece AKP’nin siyasal büyüsü bozulmakla kalmadı. 
Sakarya Nehrinin batısında; Trakya’dan başlayarak Hatay’a kadar uzanan bölgede, -Bursa,Kocaeli ve Balıkesir hariç- yerel yönetimlerin CHP’ye geçmesi, sosyo ekonomik dengelerde değişimin de başlangıcı olacağa benziyor.
 
AKP’nin 17 yıla yaklaşan iktidarı sonrasında, üstünlüğü yeniden ele geçiren CHP’nin, bu sonuçların ardından nasıl bir yol izleyeceğini kısa sürede göreceğiz.
 
CHP’nin kıyı bölgelerinde özellikle turizm alanındaki performansı, bazı kıdemli belediye başkanları pek farkında olmasalar da,  partilerini ülke genelinde iktidara taşıyabilecek önemdedir.
 
Türkiye’nin en fazla organize turlarla gelen turist ağırlayan iki ili; Antalya ve Muğla ile bireysel talebin bir numarası İstanbul, önümüzdeki 5 yıl süreyle CHP’li başkanlar tarafından yönetilecekler. 
 
Bu illere, Aydın, İzmir ve Edirne’yi de eklersek, ana muhalefet partisi yaklaşık 38 milyon turisti misafir eden belediyelerde yerel iktidar oldu.
 
CHP  AKP ile aralarındaki farklılıkları gösteren bir yol izlerse, salt ülkemizin dünyaya açılan bu en rekabetçi sektörünün büyümesine katkıda bulunmakla kalmaz, yasaklar ve vahşi rant kaygısıyla betonlaştırılarak çirkinleştirilen kentlerimizin, arzulanan kimliklerine dönmelerini de sağlayabilir.
 
Kuşkusuz bu süreç sadece dış görünümü değiştiren değil, verimliliği temel alan, kalıcı ve sürdürülebilir bir turizm tasarımının yerel dinamiklerle pekala inşa edilebileceğini gösteren, çarpıcı bir örneğe de dönüşebilir.
 
Özellikle dünyada sayısal teknolojinin günlük hayatı etkilemesiyle ortaya çıkan, “birey odaklı” talebin yönlendirilmesinde, yerel yönetimler turizmcilerle birlikte çalışarak yeni bir Türk Modelini hayata geçirebilirler.
 
Üstelik bu modelin hayata geçirilmesi ,yeni kaynaklara ihtiyaç göstermeden farklı bir örgütlenmeyle kolayca gerçekleştirilebilir.
 
Turizm ile yakından ilgili olanlardan başlanarak, her ölçekteki işletmelerin uluslararası standartlarda hizmet vermelerini sağlayacak, denetimler ve eksiklerin eğitim yoluyla giderilmesi sağlanabilir.
 
İşletmelerin ziyaretçileri ile buluşmalarını sağlayacak, tanıtım ve pazarlama destekleri yerel yönetimlerce üstlenilebilir.
 
Özellikle yiyecek ve içecek hizmeti sunan işletmelerin bu alandaki ihtiyaçlarını, yakın çevrelerindeki bitkisel ve hayvansal gıda üreticilerinden sağlayabilecekleri bir tedarik zinciri oluşturulabilir.
 
En önemlisi; Belediyeler yönettikleri bölgelerin yurt içi ve yurtdışındaki talep profiline uygun etkinliklerle yeni bir dönemi başlatabilirler. 
 
Sanat, spor ve kültürel içerikli etkinliklerin sıradan kurgulanmış turistik gösterilerden farklı bir anlayışla tasarlanmaları, yörede yaşayanların katılımlarıyla, turizmden beklenen sosyo-ekonomik katkıyı sürdürülebilir hale getirecektir.
 
CHP Üst yönetimi kadar, seçilmiş belediye başkanlarının da Türkiye’nin geleceğini etkileyecek bir başarı hikayesine her zaman olduğundan daha fazla ihtiyaç duyacakları çok açık.
 
 
 
 
 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )