Yazar - SEHA AKSÜ
İstanbul’da ilk hava meydanı, askeri amaçlarla 1912 yılında o zamana göre şehirden hayli uzak küçük bir yerleşim yeri olan Yeşilköy’de hizmete girdi. Sivil havacılığımızın ilk adımı ise cumhuriyetten sonra 1925 yılında yine Yeşilköy’de kurulan Türk Tayyare Cemiyeti ile atıldı.
Küçük bir askeri hangar ile yanındaki kâgir binanın sivil uçuşlara tahsis edilmesinin ardından, İstanbul-Ankara arasında Şubat 1933’de gerçekleştirilen ilk uçuşla,”Yeşilköy Hava Meydanı” sivil uçuşlara açılmış oldu.
Uluslararası uçuşlar için Chicago’da 1944 yılında imzalanan Uluslararası Sivil Havacılık Anlaşması’nı müteakip, İstanbul-Kargasekmez’de uluslararası bir hava alanı yapılmasına karar verildi. Kargasekmez Türk dilinde “kimse bulunmayan veya az kimse bulunan, tenha, yaban” yer olarak tanımlanır.
 
Çok uzun zamanlar öyle idiydi de.1947 yılında Westinghouse Electric Internatıonal Company ve The IG White Engineering Corporation ile sözleşme imzalandı. 1949 da başlanan inşaat, 1953 de tamamlandı ve 1 Ağustos 1953 de “Yeşilköy Hava Meydanı” uluslararası uçuşlara açıldı. Bu yıl aynı zamanda İstanbul Hilton’un açılış  yılıdır.
 
Nasıl ki Orient Ekspres treni İstanbul’a Fransız sermayesi ile Pera Palas gibi bir oteli kazandırdı ise uluslar arası havaalanının yapımı ve meşhur Amerikan havayolu şirketi PAN AM’ın Nr.1 kodlu “round the world” “dünyanın etrafında” uçuş planına İstanbul’u alması ile bu seferde Amerikan sermayeli Hilton otelini kazandırdı.
 
1970 yıllara gelindiğinde hava taşımacılığı Avrupa’daki iş gücümüzün çoğalması ve talep yaratması ile arttı. Uçak kiralamayı ve charter uçuş yapmayı öğrenen Türk müteşebbisler bu girişimlerinin yanına turist taşımacılığını da kattılar. Tabi ki işçiler bu müstesna hava yolu yolcuları ile aynı terminali kullanamazdı. İstanbul–Yeşilköy terminal binasının yanına uyduruktan hangar gibi bir baraka yaptılar.
 
Orijinal adı ile “Kargasekmez” diye adlandırdığımız bu terminal 1983 yılında yıkılana kadar hizmet verdi. Bu barakayı en iyi hatırlayanların başında sonradan uzun yıllar İstanbul turizm il müdürlüğü yapan Yalçın Manav gelir.
 
Başlangıçta işçiler ile turistlerin aynı charter uçuşunda uçmalarına izin vermeyen Avrupa hava yolları otoriteleri bu kısıtlamayı kaldırmaları ile Türk müteşebbisleri sadece uçak kiralama ile kalmayıp kendi uçaklarını da satın aldılar.
 
Günümüze kadar İç Hatlar Terminali olarak hizmet veren Dış Hatlar Terminali ise 29 Ekim 1983 tarihinde işletmeye açıldı. Yeşilköy Havalimanı, 1985 yılında Atatürk Hava Limanı adını aldı.
 
Milenyumun sonunda terminal binaları talebe cevap veremeyince 1998 yılında iç hatlar terminali olarak kullanılan en eski terminal yıkılarak 397 milyon dolar harcanarak yeni ve modern bir durumda yeniden inşa edildi.
 
Şimdi gelelim “Kargasekmez”de kurulan Atatürk Hava Limanı ile “Taya kadın”da kurulan İstanbul hava limanını turizm açısından değerlendirilmesine. İstanbul’da turizm konaklamaları iki merkezde yoğunlaşmıştır. Bunlardan biri Taksim, diğeri ise Lalelidir Turist havadan ulaştığı varış noktasından en kısa zamanda ve zahmetsiz konaklama yerine ulaşmak ister.  
 
İstanbul Atatürk Hava Limanı Laleliden 17, Taksimden ise 23 km. uzaklıktadır. Bu mesafelerin trafik yoğunluğu olmadığı zamanda ulaşım süresi Laleli için 25 dakika taksim için 35 dakikadır.
 
Alternatif yollar olduğundan yoğun trafikte bile bu süre azami 15 dakika uzayabilir. Ayrıca ta Gebze’de raylı sistemle terminalin içine kadar ulaşılabilmeyi vurgulamıyoruz bile. Yeni İstanbul Hava Limanı ise Taksimden 49, Laleliden 53 km. uzaklıktadır.
 
Bu mesafenin trafik yoğunluğu olamayan ortamda Taksim’e kadar 65 dakikada Laleliye ise 80 dakikada kat edileceği düşünülmektedir.
 
Yeni havaalanından adı geçen bölgelere ulaşımın tek alternatifi vardır. Bu durumda trafik yoğunluğunda süre 2 saati bulabilir ve hatta aşabilir.
 
Organize gelen turistler transfer dediğimiz bir hizmetle özel olarak alandan alınıp konaklama yerine ulaştırılır. Bunun tabii ki bir maliyeti vardır. Mesafeler ikiye katladığından dolayı taşıma araçlarının yakıt tüketimleri de artacak ve zaten her gün zamlanan yakıt ücretleri ile maliyetler tavana vuracaktır. Taksi ile gelmek ise ayrı bir derttir Helal süt emmiş bir şoföre rastlasanız bile ücret 150 TL den aşağı olamayacaktır. Diğerini siz hesap edin.
 
Peki, şimdi Atatürk Havalimanından ne yapacağız?
 
Millet bahçesi ???
 
Ne işe yarar?
 
Deve midir, kuş mudur anlamadım!
 
Söylendiğine göre yatıp yuvarlanacakmışız!
 
Hayırlara vesile olsun!
 
Peki havaalanının yerini değiştiren ilk şehir biz miyiz?
 
Hayır.
 
1939 yılında inşa edilen Almanya’nın Münih kentindeki Riem havaalanı ikinci dünya savaşında tahrip olduktan sonra 1948 yılında yeniden yapılmış ve 1992 yılına kadar hizmet vermiştir. Riem havaalanı şehir merkezinden 10 km. uzaklıkta olup çok gelişmiş bir metro ağı ile ulaşıma da imkan vermektedir. Münih’in yeni havaalanı Franz Joseph Strauss ise merkezden 28 km. uzaklıktadır. 
 
Eski Riem havaalanı terminalleri ne haldedir? Yıkılmış mıdır?
 
Hayır!
 
Bu gün emektar Riem Avrupanın en büyük “Messestadt” yani “Fuar şehri” olarak hizmet vermekte olup, turizmi 12 aya aralıksız olarak yayabilmektedir.
 
Binalar hazırsa sadece tadilat gerekmektedir. Hangarların içine inşa edilen modern çelik konstrüksiyonlu katlarla, kaplanılan yüzeyden çok daha fazla kullanım alanı elde edilmektedir.
 
Benimkide hayal işte!
 
 
 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )