Yazar - Erdal ÇELİK
Giderek büyüyenşehir turizminin önemli bir ögesini oluşturan müzeler ulusal, bölgesel ve yerel bazda rekabet unsurlarından biridir. Şehirler, müzeleri kümelenmeyle güçlü bir öge şeklinde pazarda konumlandırıyor. Örneğin Viyana,MuseumsQuartier ile bir müze kümelenmesini başarıyla hayata geçirdikten sonra ikinci bir müze kümelenmesi planlıyor. 
 
Müzelerin yeteri kadar çekicilik sunmadığı bir destinasyonda, bir müzeden daha fazlasının kurgulanması gerekiyor.
 
Bu bağlamda,“kümelenme” kavramı endüstride öne çıkmakla birlikte, sihirli bir kelime gibi algılanan bu kavramının son yıllarda bağcılık işletmelerinden müzelere kadar geniş bir kullanım yelpazesine ulaştığı görülüyor.
 
Kuzey Amerika’dan Uzak Doğu’ya kadar farklı coğrafi bölgelerde görülen müze kümelenmeleri, özellikle Avrupa’da değişik adlar ve konseptler ile yaygınlaşıyor.  
 
Örneğin müze adası, müze sahili, müze alanı, müze mili, müze semti, müze dağı vb. adlandırmalar ile değişik uygulamalar karşımıza çıkıyor.
 
Müze kümelenmeleri farklı kıtalarda, farklı ülkelerde ve farklı şehirlerde artan bir sayıda özellikle şehirlerin turizm pazarında rekabet şanslarını artırmak için hayata geçiriliyor. Tüm bu çalışmalar yapılırken müze kümelenmelerinin gelişmesine aslında şehir turizmine olan talebin olumlu katkıda bulunduğu görülüyor. İnsanların giderek daha kısa zamanda, daha dar alanda, daha çok deneyim yaşamak istemeleri, müze kümelenmelerini artıracak önemli bir faktör olarak kabul ediliyor.
 
Ayrıca dünyada en çok ziyaret edilen sanat müzelerinin%95'inin zaten bir çeşit müze kümelenmesi oluşturduğu görülüyor. Müze kümelenmelerinin sayısının  gelecekte daha da artacağını söylemek mümkün. Müzeler turizm endüstrisine çeşitli şekillerde katkı sağlıyor. Örneğin diğer kültürel kuruluşlarla ve eğlence mekanlarıyla işbirliği girişimleri başlatıyor ve yerel festivalleri destekliyor.
 
Ekonomik açıdan ise müzeler turistleri çeken kültürel ürünler olarak karşımıza çıkıyor. Çoğu müze uzmanı müzelerin eğitim, öğrenme, toplama, koruma, araştırma ve eğlence amaçlı kurulduğunu savunsa da son 20 yıldan beri müze kümelenmelerinin ortaya çıkması ile birlikte müzelerin ekonomik rolünün daha önemli hale geldiği görülüyor.
 
Müze kümelenmeleri ekonomik bir boyut içermekle birlikte müze kümelenmelerine sadece şehir turizmi açısından bakmanın eksik bir yaklaşım olacağının düşünülmesi gerekiyor. Müze kümelenmeleri aynı zamanda o şehirlerde yaşayan halk için kültürel bir etkileşim ortamı da oluşturuyor. Özellikle bu alanların genellikle trafiğe kapatılıyor olması, insanların orada rahat hareket etmesini, kendilerini ve ailelerini güvende hissetmelerini ve o alanlarda daha uzun zaman geçirmelerini beraberinde getiriyor.
 
Müze kümelenmelerinin gerçekleştirildiği alanlarda yerel halkın yaşam kalitesi de artırılıyor. 
 
Müzelerin bir araya gelmesiyle yatay bir kümelenme ortaya çıkarken, müze hizmetlerini destekler nitelikteki özellikle yiyecek-içecek ve konaklama hizmetleri sunan işletmelerin de bulunmasıyla aynı zamanda bir dikey kümelenme örneği oluşuyor. Müze kümelerinde Avrupa’da Almanya ve Avusturya örneklerine bakıldığında bunların kolay ve çeşitli ulaşım araçları ile ulaşılabilir oldukları görülüyor.
 
ÖrneğinMuseumsmeile Bonn, Avrupa'nın en büyük müze kümelenmelerinden biridir. Kümelenmeyi oluşturan beş mekân birbirine yakındır ve ulaşılması kolaydır. Müzeler, doğa bilimi, teknoloji, sanat, çağdaş ve kültürel tarih konuları üzerine olağanüstü sergiler sunuyor. İçinde yer alan her bir mekân, benzersiz bir bütüncül deneyime sahip olan Museumsmeile'ye eşsiz bir katkı sağlıyor. Museumsmeile her yaz ziyaretçiler için dört günlük bir festival de düzenliyor.
 
Acaba “Gaziantep Tarihi ve Kültür Yolu” Museumsmeile Bonn örneğinde olduğu gibi Türkiye’de ilk müze kümelenmesine dönüştürülebilir mi?  
 
 
 
 
 
 
 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )