Yazar - BAHATTİN YÜCEL
Son günlerde yaygın biçimde “üst solunum” yollarına dadanan bir bakteri aracığıyla ben de payıma düşen enefeksiyonu aldım.  
Doğrusunu isterseniz yakınacak halim yok. En azından iyileşme sürecinde, sektördeki bir takım gelişmeleri gözleme olanağı da buldum.
İlgimi en fazla çekenler arasında, Fransa’da hükumetin izlediği yüksek vergileri protesto eden “sarı yeleklilerin” eylemleri de vardı. Geçim sıkıntısı içindeki orta sınıf Fransızlar, özellikle akaryakıttan alınan yüksek vergilerin inidirilmesi amacıyla her hafta sonu sokaklara çıkıyorlardı.
Belki de Fransa’dan izlediklerimin etkisiyle; bizde öznesinde “sarı yelek” olan bir başka eylem diğerlerinden daha çok ilgimi çekti.
 
Özellikle TÜRSAB’ı yakından izleyen internet medyasında sık gördüğüm fotoğraflar, iki eylem arasındaki farklılıkları kısa bir süre dikkate almadan bir karşılaştırma yapmama yol açtı.
 
Genellikle turistik bölgelerimizdeki il ve ilçelerin girişlerinde kurulu, polis ve jandarma barikatlarının yanında, kapılarındaki TÜRSAB Logosunu öne çıkaran otomobillerinin önünde verdikleri pozlarıyla; “sarı yelekli” Birlik  bölgesel yöneticilerinin yüzlerinden, görevlerini yerine getirmekten kaynaklanan mutluluğu görmek mümkündü. 
 
Polis ya da jandarma araçlarının arasında, çoğunda zırhlı bir gözlem noktası da bulunan barikatların önünden geçen, özellikle yabancı turistlerin ilk kez tatillerini geçirmek amacıyla geldikleri bir ülkede, havaalanlarından otellerine gidip gelirken karşılaştıkları manzara buydu. 
 
Mevzilenmiş kurşun geçirmez yelekli, otomatik tüfekli polis ya da jandarma erlerinin yanında, “sarı yelek” leriyle Türsab görevlileri de kaçak tur düzenleyen kişi ya da kuruluşları engellemek amacıyla var güçleriyle çalışıyorlardı.
 
Anlaşılan TÜRSAB yönetimi de; modaya uyarak kaçak turlarla mücadelede çareyi, “sarı yelekli” timleriyle kolluk gücü gibi davranmakta arıyordu.
 
Henüz yönetimden kaçak tur terörü ile mücadele gibi bir çıkış duymadık ama bu gidişle yakındır diye düşünmeden edemiyor insan.
 
Şaka bir yana kaçak tur düzenlenleyen kuruluşlar ile mücadele etmek, bu tür kayıt dışı yöntemlerle oluşan haksız rekabeti önlemek TÜRSAB’ın öncelikli görevleri arasındadır.  Ancak sonuç almanın kolluk gücü gibi davranmaktan geçtiği konusunda ciddi kuşkularım var. 
 
Aslında “Seyahat Acentesi Belgesi” ; sahiplerine imtiyaz (concession)  sağlayan değil, yasa ile tanımlanmış işleri yapma yeterlikleri (competence) olduğunu gösteren izin (permission) belgeleridir. 
 
Bu tanımlar dikkate alındığında kaçak tur düzenlemenin kolluk gibi davranarak ne kadar önleneceği bir yana; sorunu kaynağında çözmekten  uzak olduğu çok açık. 
 
Oysa TÜRSAB yönetimi seyahat acentesi belgesi olmayan kişi ve kuruluşların konaklama tesislerine kabul edilmelerini engelleyecek bir sözleşmeyi, TUROFED ile imzalayabilir. Emniyet Genel Müdürlüğünün konaklama bilgilerini alan bölümüyle bir bilgilendirme anlaşması yapabilir. Vergi daireleri nezdinde harekete geçerek, bu amaçla kiralanan araçların işletmelerinin incelenmesini isteyebilir. 
 
Kısaca; kaçak tur girişimlerini kaynağında engellemek biraz farklı çalışma ister ama kolluk gücü oyunu oynamaktan daha etkili olacağı kesindir.
 
Unutmadan; “sarı yelekli” denetimlerin Çanakkale Şehitliği girişinde , –özellikle- AKP Belediyelerinin düzenledikleri kaçak turlar için yapılıp yapılmadıklarını da açıklanırsa, bu yoğun çalışmaların kapsamına ilişkin bilgilenmiş oluruz. 
 
 
 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )