Yazar - BAHATTİN YÜCEL
Sektöre kaynak sağlamak için kurulacağı açıklanan, “Turizmi Geliştirme ve Destekleme” amaçlı fon üzerindeki tartışmalar sürüyor.
 
Her ne kadar Sayın Bakanın çabuk sonuç almak için –belki de mesleki alışkanlığından kaynaklanan- aceleci tavırlarına uygun düşmese de, ileride doğabilecek bir takım sakıncalar konusunda uyarılarda bulunmanın, doğru bir yaklaşım olacağı çok açık.
 
Sektördeki meslek kuruluşlarımızın değerli yöneticilerinin yeterli  uyarılarda bulunduklarına ilişkin ortada bir işaret olmayışı da hayli ilginç. Bu fon konusunda sektörle ilgilenen herkesin, düşüncelerini dile getirmeleri bir tür engel değil, destek olarak algılanmalıdır.

Yazar - SEHA AKSÜ
İzmir’de başlayan Travel Turkey Fuarı’nın açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Ersoy yaptıkları çalışmaları anlatırken
 
”Bu uçağa binenler binecek, binmeyenler arkadan bakmaya devam edecek’’ dedi
.
Sayın bakanım şu anda idare etmekte bakanlığın tarihsel geçmişine bir bakalım:
 
1958 -1963 arası Basın Yayın ve Turizm Bakanlığı
 
1963 -1981 arası Turizm ve Tanıtma Bakanlığı
 
1981- 1989 arası Kültür ve Turizm Bakanlığı
 
1989 -2003 arası Turizm Bakanlığı
 
2003 den günümüze kadar da Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak işlev görmektedir.
 
“Uçağa binme” metaforu ile ne kast edilmek istenmektedir?

 
 
 
 
 
Yazar - MUSA ALİOĞLU
Öncelikle belirtmek isterim ki, yazımın başlığına tırnak içine aldığım bu söz bana da ait değil. 
 
Antalya'da geçen günlerde yapılan turizm toplantısında; Rusya'da kurulu Pegas Turistik adlı tur şirketinin sahibi olan, Türk vatandaşı Ramazan Aktürk'e gazeteciler sormuşlar, "Siz, Rus şirketi misiniz, Türk şirketi mi?". Rizeli olan Ramazan Bey, bu soruya çok güzel bir cevap verip orta yolu bulmuş. 
 
"Biz, Türk asıllı Rus şirketiyiz".. 
 
Bu sözün altında yatan net bir gerçekten bahsetmek ve bu şirketleri biraz daha iyi tanıtmak gerektiğine inanıyorum. 

 
 
 
 
 
Yazar - BAHATTİN YÜCEL
Geçtiğimiz 24 Haziran öncesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Numan Kurtulmuş yönetiminin gider ayak aldığı, kamuoyunda pek tartışılmayan bir karara imza attı. 
 
Karar uyarınca konaklama tesisleri dışındaki 1.Sınıf Lokantalar, Eğlence Merkezleri, Gece Kulüpleri ve Barlara “Turizm İşletmesi Belgesi” verilmeyecek. Önceki belgeler sahip değişikliği halinde iptal edilecekler.
 
İlk bakışta sektör profesyonellerini ilgilendirecek izlenimi uyandıran bu yaklaşım, kendilerini turizmci sayan bazı  fırsatçıların harekete geçmelerine neden oldu. 

Yazar - ERTUĞRUL ÖZKÖK
Önceki gün Antalya'da düzenlenen Uluslararası Turizm Kongresinde konuşmacıydım. Kongreyi düzenleyenlere şapka çıkarıyorum.  
 
BİR: 
KATILANLARA: 
Sektör mensupları böyle kongrelere pek itibar etmez. Ama Türk turizmciler salonu doldurmuştu ve öyle elindeki cep telefonuyla uğraşan insan sayısı çok azdı. Herkes dikkatle izliyordu. 
 
İKİ: 
KATILIMCILARA:
Konular iyi seçilmişti. Özellikle "Rus pazarındaki gelişmeler" konusunu çok ilgiyle izledim. 
 
ÜÇ: 
DÜZENLEYENLERE: 
Bugüne kadar Türkiye'deki kongrelerde gördüğüm en büyük dijital ekranı kullanmışlar. Bu tür konuşmalar artık bir "entertaİnment" olayı haline geldi. Kongreyi düzenleyenlerin bu vizyonu çok hoşuma gitti. Bana arabada bu parçayı çalan arkadaşa teşekkür 

Yazar - YALÇIN BAYER
Antalya'da bir tarafta 'Tarım Fuarı', bir tarafta da 'Turizm Kongresi'... 
Türkiye'nin iki temel sektörü aynı güne denk geldi. 
Bu tek başına Türkiye'nin yönünü gösteriyor; tarım ve turizm. 
Dün muz üretiminin nasıl arttırıldığını yazarken, kongrede iyimser veriler yürekleri serinletti. 
Turizm sektörüne bir şey söylemek isteriz: 
Türkiye tarımının gücünü görmek için bu fuarın gezilmesi gerekirdi. 
Yazar - SAYGI ÖZTÜRK
 
Akdeniz Turistik Otelciler ve işletmeler Birliği (AKTOB) tarafından Antalya'da gerçekleştirilen Uluslararası 8. Resort Turizm Kongresi'nin konusu "Geleceğin turizmi, turizmin geleceği"ydi. Turizm sadece güneş ve deniz değil. Sezon 3-4 ayla sınırlı kalmıyor, günümüzde 8 aya çıkarılmış durumda. 
 
Yeni hedef ise turizmi 12 aya yaymak 40 yıldır turizmin içinde olan Yusuf Hacısüleyman'dan ilginç bir anı dinledim. 
Süleyman Demirel'in başbakanlığı döneminde, bakanlardan birisi Demirel'in kaldığı otele çiğköfte gönderiyor. 
Yazar - SEHA AKSÜ
TDK sözlüğüne göre engel “bir işin gerçekleşmesini önleyen neden, bir işi yapılamaz duruma sokan şey” veya “yolunda giden bir şeyin önüne konulan önleyici nesne” olarak belirtiliyor.
 
Tanım olarak “engelli” sakat ve özürlü kelimeleri yerine kullanılsa da bu sözcükler farklı anlamlara gelmektedir.
 
Sakat kelimesi Arapça sk?t? kökünden gelen sak?at? ???  "düşük, döküntü, kıymetsiz şey, ürün veya yiyeceğin düşük nitelikli olanı" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça sak?at?a ???  "düştü" fiilinden türetilmiştir. 

Yazar - CESUR TIMUR
 
Turizmci, bana göre ideolojik yaklaşmamalıdır.
Dünyanın her yerinde bu, bu şekilde idrak edilebilmelidir. 
Turizm, sadece bir eğlence faaliyeti olarak algılanırsa da yanlış bir sonuca gidilir.
 
Daha önceki yazımın birinde “İnanç Turizm”inden bahsetmiştim. Elbette olumlu tepkilerin yanında sosyal medya hesaplarımdan olumsuz tepkiler de aldım. Hem de çok aldım. Bireycilik veya bizciliğin egemen olduğu toplumlarda maalesef bu her zaman olacaktır.
 
 
 
 
Yazar - MURAT GENCER
 
 
2000'lerde bir pizza dükkanının üzerindeki küçük bir ofiste ilk kurulduğu günden bugüne TripAdvisor sadece oteller değil, restoranlardan Büyük Budapeşte Oteli gibi ünlü hayali mekanlara kadar aklınıza gelebilecek türlü yerle ilgili yorumu bulabileceğiniz dünyanın en büyük yorum platformlarından biri haline geldi. 
 
20 yılını deviren ve ayda 456 milyon ziyaretçiye hizmet veren bir Internet devi olan TripAdvisor'ın asıl gücü bundan ziyade 660 milyonu aşkın gezgin yorumundan geliyor. 

 
 
 
 
Yazar - BAHATTİN YÜCEL
Bütçe hazırlamak TBMM’nin en önemli çalışmaları arasında belki de başta geleni idi.  Siyasal Partiler görüşmeler öncesinde ciddi hazırlıklar yaparlar, Meclis’in Bütçe ve Plan Komisyonunda zamana karşı yarışırcasına, sabahlara kadar süren oturumlarda görüşlerini dile getirirlerdi. Bütçelerini savunan Sayın Bakanlar komisyon görüşmelerinde, sınava çekilir gibi milletvekillerinin yönelttikleri soruları yanıtlamaya çalışırlardı.
 
Geçtiğimiz 24 Haziran’daki Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından, Bütçe görüşmelerinin  biçimsellikten öte bir işlevi kalmadı. 

 
 
 
 
Yazar - FEHMİ KÖFTEOGLU
Türkiye’nin başta Rusya ve İran olmak üzere çeşitli ülkelerle ticaretinde dolar yerine yerel para kullanılması uzun süredir tartışılıyor.
 
Konu yalnız Türkiye ve komşuları ile ilgili değil içine girilen yenidünya düzeni süreci ile ilişkilidir.
 
Amerika’nın İran’a ambargo uygulaması ve Rusya’da turizmdeki fiyatlamanın artık dolarla yapılmayacağına ilişkin açıklama bu süreci hızlandırdı.
 
Buna bir de 2 Kasım’da Antalya’da yapılan D-8 toplantısını eklemek gerekir. 
 
D-8 ülkeleri aralarında ticarette dolar kullanmama kararı aldı.

Yazar- SEHA AKSÜ
Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Ersoy, 2018’de ziyaretçi sayısının 40 milyona ulaşacağını, 2019’da gelir artırmaya odaklanacaklarını söylemiş.
Ne güzel, çok sevindim!
Hemen otelci, taşımacı, acenteci ve rehber arkadaşlarımı aradım ve bayağı çıkıştım:
“Sizin yaptığınız nankörlük, hatta vatan hainliğidir” dedim.
Bakan  “Biliyorsunuz 40 milyonu geçeriz demiştik. Bu sene geçeceğiz inşallah. Son veriler öyle gösteriyor. Önümüzdeki seneye de ben yine bu seneki gibi yüzde 23'lük bir artış bekliyorum açıkçası. 48 milyonluk hedefi yakalayacağımızı umuyorum.” demiş, 

 
 
 
 
Yazar - BAHATTİN YÜCEL
serbest rekabeti diğer sektörlerden daha fazla savunmaları gereken turizmcilerin, kamu yatırımlarını finanse etmek amacıyla giderek arttırılan vergiler karşısında sessiz kalmaları, basit indirimlerle enflasyonun düşüreleceğine inanır gibi davranmaları, ancak akıl tutulmasıyla açıklanabilir.
 
Önce enflasyonla topyekün mücadele için tatil dahi yapmadıklarını açıklayan ilanlar yayınladılar. Yandaş medya söyleşilerinde; Turizm Sektörünün iktidarın ekonomik politikalarını desteklediğini, üstüne basa basa vurguladılar. 

 
 
 
 
Yazar - BAHATTİN YÜCEL
Gazete ve televizyon ilanları vererek enflasyonla mücadele etmek son günlerin modası haline geldi. 
 
Konuya iliŞkin verilen ilanların yazılı metinlerini okur ya da –sadece- dinlerseniz, iktisat literatürüne yeni bir teori kazandıran ekonomik kurtuluş savaşcılarımızın coşkulu kutlamalarına tanık olursunuz. 
 
Mucizevi yüzde on indirimle, enflasyon canavarına öldürücü darbe indiren bu kahramanlara günlük hayatımızda rastlamanız mümkün.
 
Dışarıdan bakanların; herhalde işler yolunda giderken, ülkenin birden bire büyük bir yol kazasına uğradığını ve büyümemizi çekemeyen güçlerin, bu enflasyon canavarını başımıza sardıklarını düşüneceklerine kuşku yok.
 
Kahramanlarımız kendi reklamlarını yaparken, işler kötüye gidince sorumluluğu başkalarında arayan iktidarımıza; bir selam göndermenin ötesinde, “can suyu bizden” mesajını da veriyorlar.

 
 
 
 
Yazar - FEHMİ KÖFTEOGLU
Yerel yönetimlerin önemi üzerine hergün herkes bir şeyler söylüyor.
 
Bu kapsamda yerel yönetimlerin turizmdeki yeri ve önemi üzerinde duruluyor.
 
Konuyu son dönemde yaşanan iki olay üzerinden ele alacağız.
 
Bunlardan biri geçtiğimiz günlerde yeni turizm bakanı Mehmet Ersoy’un bir grup gazeteci ile birlikte Güneydoğu’ya yaptığı gezi kapsamında Mardin ve Şunlıurfa, biri de geçen hafta bizim de içinde olduğumuz bir grup basın mensubunun Harput’un BM UNESCO Geçici Dünya Mirası Listesi’ne alınması üzerine belediye başkanının davetlisi olarak gittiğimiz Elazığ’dır.

 
 
 
 
Yazar - FEHMİ KÖFTEOGLU
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada tanıtımda radikal değişikliğe gideceklerini söyledi.
O açıklamada fuarlar ile ilgili söylenenleri bir yana bırakırsak tanıtımda değişikliğe gidilmesi gerektiği konusunda herkes hemfikir.
Bakanın bunu dile getirmesi de iyi oldu.
Bakanın radikal değişiklik kapsamında yükselen trend olarak sosyal medya ve dijital kanalları öne çıkarması yerinde ve doğru bir karardır
Bu konuda kendilerine bir önerimiz var.
 
Sayın Bakan,
Bir süreden beri yapılan hepsi kendi alanında çok iyi sonuçlar veren B2B workshoplarını inceleyin.

 
 
 
 
Yazar - BAHATTİN YÜCEL
Sonunda dönüp dolaşıp aynı yere gelmek; bizim yönetim anlayışımızın -günün moda deyimiyle söylersek- “fıtratında var”.
 
Yıllar önce başlatılan ancak kısa sürede unutulan eski bir kampanyanın ana teması, yeniden gündemde. Bu toprakları tanıtmak için hangi ismin kullanılacağını yeniden tartışıyoruz.
 
Bir zamanlar yurtdışında görev yapmış bürokratların yakındıkları; “hindi” anlamına gelen “Turkey” yerine “Türkiye”nin kullanılmasının ardından uzun zaman geçmedi. Bu kez “Turkish” odaklı ve  “radikal” bir tanıtım kampanyasının başlatılacağını Bakanımız açıkladı. 

 
 
 
 
Yazar - Serdar KARCILIOĞLU
Ne zamanki Turizm sezonunun uzatılması, çeşitlendirilmesi ve yaygınlaştırılması konusu gündeme gelince gerek sektör paydaşları gerekse devlet kademesinin ilgili ilgisiz her kesiminden bununla ilgili çeşitli çözümler üretildiğini görüyoruz…
Türkiye Turizminin, Deniz, Güneş Kum üçgeninden ibaret olmadığını gösterelim,
Anadolu ya açılalım,

 
 
 
 
Yazar -     IBRAHIM ARAT
 
 
Sindbad ya da Denizci Sindbad hayali bir kahraman. 
Hayali bir kahraman olsa da, Sindbad da Ortadoğulu bir birey, tam da aynı bizim gibi.
Sindbad’ın hikayesini irdeleyince bu benzerlik ayna gibi yansıtıyor her birimizi. 
Sindbad, babasından kalan miras sayesinde birden bire bolluğun içerisinde bulur kendisini. Ancak gerçek hayattaki biz
Ortadoğulular gibi hazıra konduğu bu paranın kıymetini bilmez ve har vurup harman savururur. 

Yazar- SEHA AKSÜ
“Abdala malum olur” derler. 
Bana da malum olmuş demek ki…
“Turizm Patladı” başlıklı yazımda Türk turizm hizmeti ihracatının karşı karşıya olduğu soyut problemlerden bahsetmiştim.
Perşembe günü öğleden sonra İsviçre’nin Nyon kentinde iki aday ülkenin temsilcilerinin gerçekleştirdiği sunumların ardından UEFA Yönetim Kurulu tarafından oylama yapıldı. Yapılan oylama sonucunda Almanya,  18 oyun 12’sini alarak EURO2024'ün ev sahipliğini üstlenme hakkı kazandı.

 
 
 
Yazar -  Süha Uyar
 
Geçmiş dönem bakanlarımızdan sevgili Bahattin Yücel Boğaz’da yapılan tekne turlarında herhalde Araplara şirinlik olsun diye kullanılan yapma devenin yanlışlığında dikkatli olması gerekenlerin dikkatlerini çekmiş. İnşallah sorumluların dikkatleri varsa sayın Yücel’in haklı uyarısı yeterli olacaktır.
Deveyi düzeltirken, şovu da yemekleri de içkileri de servisi de iskeleyi de tuvaletleri de can yeleklerini de düzeltmeyi umarım   unutmazlar.