Yazar - FEHMİ KÖFTEOGLU
Türkiye’nin başta Rusya ve İran olmak üzere çeşitli ülkelerle ticaretinde dolar yerine yerel para kullanılması uzun süredir tartışılıyor.
 
Konu yalnız Türkiye ve komşuları ile ilgili değil içine girilen yenidünya düzeni süreci ile ilişkilidir.
 
Amerika’nın İran’a ambargo uygulaması ve Rusya’da turizmdeki fiyatlamanın artık dolarla yapılmayacağına ilişkin açıklama bu süreci hızlandırdı.
 
Buna bir de 2 Kasım’da Antalya’da yapılan D-8 toplantısını eklemek gerekir. 
 
D-8 ülkeleri aralarında ticarette dolar kullanmama kararı aldı.

Yazar- SEHA AKSÜ
Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Ersoy, 2018’de ziyaretçi sayısının 40 milyona ulaşacağını, 2019’da gelir artırmaya odaklanacaklarını söylemiş.
Ne güzel, çok sevindim!
Hemen otelci, taşımacı, acenteci ve rehber arkadaşlarımı aradım ve bayağı çıkıştım:
“Sizin yaptığınız nankörlük, hatta vatan hainliğidir” dedim.
Bakan  “Biliyorsunuz 40 milyonu geçeriz demiştik. Bu sene geçeceğiz inşallah. Son veriler öyle gösteriyor. Önümüzdeki seneye de ben yine bu seneki gibi yüzde 23'lük bir artış bekliyorum açıkçası. 48 milyonluk hedefi yakalayacağımızı umuyorum.” demiş, 

 
 
 
 
Yazar - BAHATTİN YÜCEL
serbest rekabeti diğer sektörlerden daha fazla savunmaları gereken turizmcilerin, kamu yatırımlarını finanse etmek amacıyla giderek arttırılan vergiler karşısında sessiz kalmaları, basit indirimlerle enflasyonun düşüreleceğine inanır gibi davranmaları, ancak akıl tutulmasıyla açıklanabilir.
 
Önce enflasyonla topyekün mücadele için tatil dahi yapmadıklarını açıklayan ilanlar yayınladılar. Yandaş medya söyleşilerinde; Turizm Sektörünün iktidarın ekonomik politikalarını desteklediğini, üstüne basa basa vurguladılar. 

 
 
 
 
Yazar - BAHATTİN YÜCEL
Gazete ve televizyon ilanları vererek enflasyonla mücadele etmek son günlerin modası haline geldi. 
 
Konuya iliŞkin verilen ilanların yazılı metinlerini okur ya da –sadece- dinlerseniz, iktisat literatürüne yeni bir teori kazandıran ekonomik kurtuluş savaşcılarımızın coşkulu kutlamalarına tanık olursunuz. 
 
Mucizevi yüzde on indirimle, enflasyon canavarına öldürücü darbe indiren bu kahramanlara günlük hayatımızda rastlamanız mümkün.
 
Dışarıdan bakanların; herhalde işler yolunda giderken, ülkenin birden bire büyük bir yol kazasına uğradığını ve büyümemizi çekemeyen güçlerin, bu enflasyon canavarını başımıza sardıklarını düşüneceklerine kuşku yok.
 
Kahramanlarımız kendi reklamlarını yaparken, işler kötüye gidince sorumluluğu başkalarında arayan iktidarımıza; bir selam göndermenin ötesinde, “can suyu bizden” mesajını da veriyorlar.

 
 
 
 
Yazar - FEHMİ KÖFTEOGLU
Yerel yönetimlerin önemi üzerine hergün herkes bir şeyler söylüyor.
 
Bu kapsamda yerel yönetimlerin turizmdeki yeri ve önemi üzerinde duruluyor.
 
Konuyu son dönemde yaşanan iki olay üzerinden ele alacağız.
 
Bunlardan biri geçtiğimiz günlerde yeni turizm bakanı Mehmet Ersoy’un bir grup gazeteci ile birlikte Güneydoğu’ya yaptığı gezi kapsamında Mardin ve Şunlıurfa, biri de geçen hafta bizim de içinde olduğumuz bir grup basın mensubunun Harput’un BM UNESCO Geçici Dünya Mirası Listesi’ne alınması üzerine belediye başkanının davetlisi olarak gittiğimiz Elazığ’dır.

 
 
 
 
Yazar - FEHMİ KÖFTEOGLU
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada tanıtımda radikal değişikliğe gideceklerini söyledi.
O açıklamada fuarlar ile ilgili söylenenleri bir yana bırakırsak tanıtımda değişikliğe gidilmesi gerektiği konusunda herkes hemfikir.
Bakanın bunu dile getirmesi de iyi oldu.
Bakanın radikal değişiklik kapsamında yükselen trend olarak sosyal medya ve dijital kanalları öne çıkarması yerinde ve doğru bir karardır
Bu konuda kendilerine bir önerimiz var.
 
Sayın Bakan,
Bir süreden beri yapılan hepsi kendi alanında çok iyi sonuçlar veren B2B workshoplarını inceleyin.

 
 
 
 
Yazar - BAHATTİN YÜCEL
Sonunda dönüp dolaşıp aynı yere gelmek; bizim yönetim anlayışımızın -günün moda deyimiyle söylersek- “fıtratında var”.
 
Yıllar önce başlatılan ancak kısa sürede unutulan eski bir kampanyanın ana teması, yeniden gündemde. Bu toprakları tanıtmak için hangi ismin kullanılacağını yeniden tartışıyoruz.
 
Bir zamanlar yurtdışında görev yapmış bürokratların yakındıkları; “hindi” anlamına gelen “Turkey” yerine “Türkiye”nin kullanılmasının ardından uzun zaman geçmedi. Bu kez “Turkish” odaklı ve  “radikal” bir tanıtım kampanyasının başlatılacağını Bakanımız açıkladı. 

 
 
 
 
Yazar - Serdar KARCILIOĞLU
Ne zamanki Turizm sezonunun uzatılması, çeşitlendirilmesi ve yaygınlaştırılması konusu gündeme gelince gerek sektör paydaşları gerekse devlet kademesinin ilgili ilgisiz her kesiminden bununla ilgili çeşitli çözümler üretildiğini görüyoruz…
Türkiye Turizminin, Deniz, Güneş Kum üçgeninden ibaret olmadığını gösterelim,
Anadolu ya açılalım,

 
 
 
 
Yazar -     IBRAHIM ARAT
 
 
Sindbad ya da Denizci Sindbad hayali bir kahraman. 
Hayali bir kahraman olsa da, Sindbad da Ortadoğulu bir birey, tam da aynı bizim gibi.
Sindbad’ın hikayesini irdeleyince bu benzerlik ayna gibi yansıtıyor her birimizi. 
Sindbad, babasından kalan miras sayesinde birden bire bolluğun içerisinde bulur kendisini. Ancak gerçek hayattaki biz
Ortadoğulular gibi hazıra konduğu bu paranın kıymetini bilmez ve har vurup harman savururur. 

Yazar- SEHA AKSÜ
“Abdala malum olur” derler. 
Bana da malum olmuş demek ki…
“Turizm Patladı” başlıklı yazımda Türk turizm hizmeti ihracatının karşı karşıya olduğu soyut problemlerden bahsetmiştim.
Perşembe günü öğleden sonra İsviçre’nin Nyon kentinde iki aday ülkenin temsilcilerinin gerçekleştirdiği sunumların ardından UEFA Yönetim Kurulu tarafından oylama yapıldı. Yapılan oylama sonucunda Almanya,  18 oyun 12’sini alarak EURO2024'ün ev sahipliğini üstlenme hakkı kazandı.

 
 
 
Yazar -  Süha Uyar
 
Geçmiş dönem bakanlarımızdan sevgili Bahattin Yücel Boğaz’da yapılan tekne turlarında herhalde Araplara şirinlik olsun diye kullanılan yapma devenin yanlışlığında dikkatli olması gerekenlerin dikkatlerini çekmiş. İnşallah sorumluların dikkatleri varsa sayın Yücel’in haklı uyarısı yeterli olacaktır.
Deveyi düzeltirken, şovu da yemekleri de içkileri de servisi de iskeleyi de tuvaletleri de can yeleklerini de düzeltmeyi umarım   unutmazlar. 

 
 
 
 
Yazar - BAHATTİN YÜCEL
İstanbul ve yakın çevresindeki -başta- Bursa ve Yalova; bu sezon Arap turist yoğunluğu yaşıyor. Konuştuğum bazı taksiciler, “onlar da gelmeseler”  bu sene yanmıştık, yorumları yapıyorlar.
 
İstanbul’un –çoğunlukla- Avrupa Yakasında, orta büyüklükte bir grup kalabalığına ulaşan  aile bireyleriyle gezen konukları, yerel giysilerinin dışındaki davranışlarıyla ilk bakışta farkediliyorlar.

 
 
 
 
Yazar -     Av. SU KÜFTEOĞLU
"Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar", 13.09.2018 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
 
İlgili karar uyarınca menkul ve gayrimenkul alım satım ile kiralama sözleşmelerinde döviz üzerinden belirlenmiş bedellerin 30 gün içinde Türk lirasına dönüştürülmesi gerekiyor.

 
 
 
 
Yazar -     IBRAHIM ARAT
 
 
 
Dünya her ne kadar globalleşse ve Dünya’nın diğer bir ucundaki bir olaydan anında bilgi sahibi olsak da günlük hayatlarımıza baktığımız zaman bir akvaryumda yaşadığımızı görürüz.
 
Sosyal medyadan, bir an görüp, kısa bir süre sonra da unuttuğumuz her şey, bir balığın camın öte tarafındaki insanı görmesiyle pek de farklı değil aslında. 

 
 
 
 
Yazar - BAHATTİN YÜCEL
 
AKP’nin 16 yıllık iktidarı boyunca uyguladığı hormonlu büyüme modelinin toptan inkarı anlamına gelecek radikal önlemler almak yerine, hiç bir şey olmamış gibi davranması, hatta olanların ekonomik kriz sonucu değil, manüpilasyondan kaynaklandığını öne sürmesi,  çoğumuza akıl tutulması gibi geliyor. 
 
Ama ne yazık ki, gerçek hayli farklı. 

 
 
 
 
Yazar - BAHATTİN YÜCEL
AKP’nin 16 yıllık iktidar döneminde dikkate alınacak sayıda Bakan değişti. 
Görev yapanları hataları ve sevaplarıyla bir yana bırakarak, 24 Haziran Haziran seçimlerinin ardından, “Başkanlık Sistemi”ne geçilmesiyle başlayan yeni döneme odaklanmakta yarar var.
Kuşkusuz sektör açısından olumlu sonuçlar vermesini -haklı nedenlerle- beklediğimiz  yeni bir döneme başladığımızı rahatlıkla dile getirebiliriz.


 
 
 
 
Yazar - SELÇUK ŞİRİN
 
  
Bu sene bir turist olarak başta İstanbul olmak üzere Şanlıurfa, Ankara, Alaçatı, Kuşadası, Bodrum ve Gökova koylarını gezdim.
  
Tatil hâlâ devam ediyor.
 
Ama herkes gibi benim de aklımın bir köşesinde hep döviz krizi var.
 
Ne yapmalı?
 
Ülke olarak en çck döviz kazandığımız sektör turizm!
 
O halde ülkeye gelen turist sayısını arttırmak sorunu çözer mi?


 
 
 
 
Yazar - FEYZİ AÇIKALIN
 
 
Turistin ne denli para harcadığı ile eşdeğer bir anlayışla olmaz bu işler!
 
Son yılların kötü giden turizm sezonları, tur operatörleri ile olan pazarlıkta el zayıflatmıştı.
 
Nitekim turizm pastasının, hiç olmazsa tabaktaki kalıntılarını tırtıklayabilmek için fiyat indirimine gidilince, sorunun "nicelik" kısmı halloldu.
 
Niceliğin yani bir anlamda "çokluğun" beklenen yaran getirmediği görülünce, bu kez "nitelik" tartışılır oldu.

 
 
 
 
Yazar - BEKİR ONUR
 
 
İsveçli yazar Orvar Löfgren tatil hakkında şöyle yazıyor:
 
"Tatil beldeleri özgür olma, çalışmadan, kaygılardan, kurallardan, düzenlemelerden kurtulma yerleri olarak ortaya çıkar.
Ancak bu ilgisiz görünüşün arkasında yazılı olmayan birçok kural vardır. Tatil yapma becerilerinin uzun bir tarihi vardır; her yeni tatil beldesi bize beklentiler ve umutlar, aynı zamanda değişmez rutinler ve alışkanlıklar getirir."


 
 
 
 
Yazar - CEM POLATOĞLU
 
 
Onca sene yurtdışından turist getirdim ancak iş gezileri haricinde Antalya'mızın güzide tatil köylerinde tatil yapmak kısmet olmadı. Bir arkadaşım var. Yurtdışında yaşar. Senenin en az 2 ayını Antalya'da tatil köylerinde hersey dahil.jpggeçirir. Israrına dayanamayıp 5 gün için Antalya'da tatil yaptım ve  birkaç tatil köyünü gözlemleme şansı buldum.

 
 
 
 
Yazar - Serdar KARCILIOĞLU
 
 
Geçen yıllarda meşhur lahmacun dedikodusu ile bilinen Türkbükünün sosyetik ve ünlü mekânı bu kez yine bir müşterinin sosyal medyada yayınladığı 4 bin küsur TL lik çek ile gündeme oturdu haber oldu.
 
Vatandaşımız, uyguladığı fiyat politikası ile ünlü bu mekânda yiyip içmiş sonra hesap gelince de umarım orada herhangi bir itirazda dahi bulunmadan (zaten bulunamaz!) ödemiş ve çıkmış gitmiş.
 
Şimdi buraya kadar her şey normal gözüküyor da bana anormal gelen tarafı şu;

 
 
 
 
Yazar - BAHATTİN YÜCEL
 
 
 
Her defasında TÜRSAB’ın ticari girişimlerine ilişkin yazmak istemesem de, gelişmeler ne yazık ki, buna zorluyor.
 
Kişisel görüşüm; başta TÜRSAB bütün STK ve meslek örgütlerinin kar amaçlı girişimlerde bulunmamaları yönündedir.
 
Meslek örgütlerinin; üyelerinden aldıkları aidatları ya da TÜRSAB’ta olduğu gibi yüksek giriş ödentilerini, sadece mesleki amaçlarla harcamaları en doğrusudur. Mesleki çıkarları gözeten her proje için yeterli destek bulunacağına içtenlikle inanırım.