Fehmi Kfteoglu

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, İstanbul’da önce gazetecilerle sonra Komisyon Başkanları bir araya geldiği toplantılarda 3. Turizm Şürası ile ilgili bilgi verdi.

Şüra, Arapça kökenli bir sözcüktür.



Osmanlı döneminde, “Konuşma yeri, istişare (Danışma) meclisi. Büyüklerin istişare için toplanma yeri” olarak kullanılıyordu.
Bakan Numan Kurtulmuş, 1-3 Kasım’da Ankara’da ‘Tam Zamanı’ sloganı gerçekleştirecekleri 3. Turizm Şûrası’nın “Özellikle içinde bulunduğumuz şartlar bakımından turizmin stratejik bir sektör haline gelebilmesi için üçüncü evreye, hamle dönemine geçişi sağlamayı ümit ettiklerini” söyledi.

Bakanın verdiği bilgilerden öğreniyoruz ki 3. Turizm Şurası’nda ‘Helal Akreditasyon Kurumu’ ile ilgili yasal düzenleme TBMM’ye gelecek, Müslümanlara yönelik bir fuar yapılacak.

Bakan başka şeyler de söyledi.

O ayrıntılara girmeden önce, geçtiğimiz günlerde yerli ve yabancı basında yer alan Suudi Arabistan Haber Ajansı (SPA)’nın “ S. Arabistan yasakların olmayacağı Kızıldeniz projesine başlıyor” başlığı ile BBC’nin geçtiği haberden kısa bir bölüm aktaralım:
“Suudi Arabistan, ülke tarihinin gelmiş geçmiş en büyük turizm projesini hayata geçiriyor.

Ekonomiyi çeşitlendirme hamlesi kapsamında hazırlanan proje, Kızıldeniz sahilini ve irili ufaklı 50 adayı kapsıyor.

Proje ile şimdiye kadar sıkı muhafazakar bir sosyal yaşam modeli benimseyen ülkede bir çok eğlence ve aktivite tesisi açılması planlanıyor. Projenin uygulanacağı bölgede şu anda ülkede zorunlu olan kadınların peçe takma zorunluluğu da olmayacağı belirtiliyor.

Bu haberden sonra, hafta içinde Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammedin Selman’ın NEOM adı verilen sözkonusu proje ile bilgi verirken ülkesinin ılımlı İslam'a döneceğini belirtiyordu.

Görüldüğü gibi; İslamın en katı mezhebi Vahabilik ile yönetilen şeriat ülkesi Suudi Arabistan aşırılıktan ılımlılığa geçişi turizm projeleriyle yapıyor.

Aynı dönemde, bundan 98 yıl Önce ilk bağımsızlık savaşından zaferle çıkarak 20. yüzyıla önderlik eden, hemen ertesinde Halife’likten Cumhuriyet’e geçen Türkiye’de, 94 yıl sonra 16 yıldır iktidarda olanlar eliyle ne yazık ki turizm de kullanılarak ülkemiz adım adım gericileştiriliyor.

Öyle ki 15 yıldır tek başlarına iktidarda olanlar, kendi hazırladığı 2023 Türkiye Turizm Stratejisi’ni şimdi ‘Müslüman Dostu Turizm” adı verilen plana göre değiştirilmesini istiyor, bunun için raporlar hazırlanıyor.

Bunları yapan iktidarın gözüne girmek için kimi valiler illerinde 4. Murat yöntemleriyle alkollü içki yasakları koyuyor.
Aynı partinin belediyeleri de alkollü içki satan yerleri çeşitli bahanelerle kapatma ve alkollü içki ruhsatı vermeme konusunda bir birleriyle yarışıyor.

Bu zihniyet ile düzenlenen eğitim şürasından turizm eğitimi veren liselerde alkollü kokteyl hazırlama dersinin kaldırılması kararı alınıyor.

Bu birkaç başlıktan da görüldüğü gibi, İslami mezheplerin en katısı olan Vahabilik ile yönetilen Suudi Arabistan’da bile günlük yaşamı kolaylaştıran düzenlemelere turizm üzerinden gidilirken, 20. Yüzyılın ilk bağımsızlık savaşını veren, 94 yıl önce cumhuriyet ilan eden Türkiye’de 2017’de şeriat özlemleri ile hergün yeni bir düzenleme yapılıyor.

Burada "Suudi Arabistan turizmde açılırken Türkiye kapanıyor" derken yalnız türbanı değil sosyal yaşam genelindeki kapanmadan söz ediyoruz.

Sözlük karşılığı ‘Danışma amaçlı toplantı’ olan Şura’nın toplanacağı bu günlerde turizmde durumu ne yazık ki budur.

Keşke 3. Turizm Şura’sında bu acı gerçekler konuşulabilse….

 

 

 

 

 

 ( t u r i z m g a z e t e s i . c o m )