Nizamettin Sen5. Resort Turizm Kongresi’nin moderatörlük görevini böyle krizli bir dönemde üstlenirken, salonu dolduran yerli ve yabancı katılımcılara bir mesaj vermem gerekiyordu, bütün içtenliğimle; Çetin Altan merhumun söylemiyle başlayarak “Enseyi karartmayın, çünkü turizm var, çünkü turizm barış ve kardeşlik demektir. Bu krizi turizm çözecek. Bu krizi turizm çözmek mecburiyetinde. Çünkü turizm insanlığın geleceğidir. Türk ve Rus insanlarının 1 milyon çocuğu var. Tırnakla et gibiyiz. Dünyanın turizme ve turizmcilere ihtiyacı var” dedim.
 
Evet, zor bir dönemden geçiyoruz. Türkiye’nin gündemi sürekli terör, insan hakları ihlalleri, kadın cinayetleri, ötekileştirme, diyalogsuzluk ve nefret söylemleri ile negatif imajlar içinde sürüp gidiyor.


 
En ufak umut belirdiğinde ise büyük hayaller kurmaya başlıyoruz ama ne yazık ki, bu hayalleri bize çok görüyorlar. Yaşam sevincimizi sürekli kaybediyoruz.
 
Antalya’da yapılan çok başarılı G20 organizasyonun ardından, güvenlik konusunda sağladığımız olumlu imaja bile doya doya sevinemedik! 
 
Yaşam standartlarımızı kaybetmeye devam ediyoruz. Krizden kurtulmak için toplumun sivil önderleri motivasyonlarını kaybetmiş gibi görünüyorlar.
 
İşte tam bu dönemde hiç geç kalmadan “şimdi ne yapmalıyız” sorusunu sormalıyız kendimize. Ben bu soruya verilecek cevabı, Resort Turizm Kongresinin kapanış konuşmasında kısaca değindim. Bu yazımda daha geniş olarak sizlerle paylaşmak istiyorum.
 
Turizm ve turizme bağlı sektörlerin, sivil temsilcileri öncelikli olarak bölgelerinde bir araya gelip “Ortak Akıl Platformu” oluşturmalıdırlar.
 
Bu platformda krizin boyutlarını, etki alanlarını saptadıktan sonra önce kendilerinin yapabileceklerinin tespitini ve güçlerini maddi, manevi olarak kayıt altına almalıdırlar.
 
Belirledikleri yol haritasında devletin kurumlarıyla (ilgili Bakanlıklar) yapacakları koordinasyon için bölge milletvekilleriyle önceden fikir birliğine varmalıdırlar.
 
Bölgesel siyasi gücü de yanlarına alarak “geniş tabanlı strateji” paylaşılmalıdır.
 
Bu paylaşım özel ve kamu sektörünün ortak hareketi ile her bölgenin özelliğine göre şekillenerek, ortak sinerji oluşturacaktır.
 
Krizi sadece Rusya boyutuyla ele almamak ve dar kapsamda bakmamak gerekir.
 
Türkiye turizminin yaşadığı kriz çok boyutludur.
 
Master Plansızlıktan ve kontrolsüz gelişmelerden kaynaklanan, talep fazlası aşırı yatak kapasitesi, alt yapı eksiklikleri, üründe yaratılmış olan her şey dahil mono kültürü ve bunun standartlara kavuşturulmamış olması gibi “iç etkenler” vardır.
 
Kuşkusuz son yıllarda artan enflasyon üstü konaklama sektöründeki maliyet artışları, 12 ay turizm yapılamamasından kaynaklı ara personel eksikliği, vergi ve sgk yükünün hafifletilmemesi gibi konular da eklenmelidir.
 
“Dış Etkenler” konusu ise Rusya ve diğerleri olarak ele alınmalıdır.
 
Rusya dışındaki ülkeleri de üçe ayırmak gerekir.
 
1- Olgun Pazarlar (Orta Avrupa- İngiltere-İskandinavya)
 
2- Gelişmekte olan Pazarlar ( Balkan, eski Doğu Bloku ülkeleri, Uzak Doğu, İran, İsrail ve Arap Ülkeleri)
 
3- Yeni Pazarlar Hindistan ve Çin
 
Olgun pazarlarda geçmiş yıllardaki elde ettiği sayıları kaybetmiş Avusturya, Hollanda, İskandinav Ülkeleri, İtalya ve Fransa için yeni pazarlama ve tanıtım programı devreye sokulmalıdır.
 
Gelişmekte olan pazarlarda tur operatörlerine hem kamu hem de konaklama sektörü destek ve özen göstermelidir.
 
İran, İsrail ve Körfez Ülkeleri yeniden farklı tanıtım ve pazarlama yöntemleri denenmelidir.
 
Yeni pazarlardan Hindistan ve Çin konusunda devletin öncülüğü ve desteği birincil koşuldur.
 
THY bu konuda büyük misyon üstlenmelidir.
 
Rusya pazarı için üç aşamalı ve değişen koşullara göre esnekliği olacak uzun soluklu bir strateji saptanmalıdır.
 
Rusya pazarının dinamik aktörleri olan özellikle Türkiye kökenli tur operatörleri ile bu ülkenin kendi tur operatörlerini ve hava yolları, “barış ve turizm” temelli, özel sektör ve devlet teşvikleri ile desteklenmelidirler.
 
1. Aşama;
Politik gerginliği ortadan kaldırabilmek için iki ülkenin vatandaşlarından, sanatçılarından, medya mensuplarından ortak söylem ve etkinlikler düzenleyerek her iki kamuoyunda yumuşama sağlanması.
 
2. Aşama;
Her sektörün partnerleri karşılıklı davetler düzenleyip yeniden dostlukları pekiştirerek, işbirliklerinin hazırlıklarını yapmalıdırlar.
 
3. Aşama;
Rusya’da yapılan bütün fuarlara her sektör ortak katılmalı, fuarı görsel şölene dönüştürmelidirler. Rusya pazarının dışındaki Kazakistan, Ukrayna, Azerbaycan gibi ülkelere önem vererek olumlu algı yaratılmalıdır.
 
Türkiye Rusya’nın 01.01.2016 tarihinden itibaren koyacağı vize uygulamasını diplomatik kurallar gereği karşıt olarak koyabilir ama bunu havaalanlarında küçük bir ücret karşılığı eski uygulamaya dönüştürebilir.
 
THY devreye girerek tarifeli uçuş desteği vermelidir. haktır.
 
Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal ilk demecini Rusya krizi üzerine verdi "Ben buradan Kültür ve Turizm Bakanı olarak Rusya Federasyonu vatandaşlarına şunu söylemek istiyorum; Türkiye evinizdir ve insanların seyahat özgürlüğü evrensel bir haktır. Bu yüzden Türkiye'de daha önce olduğu gibi güvenli bir şekilde tatilinizi geçirebilirsiniz. Çünkü daha yeni G-20'ye ev sahipliği yapan Türkiye son derece güvenli rahat ve misafirperverliği ile de ünlü bir ülkedir. O yüzden hiçbir çekinceye, sıkıntıya kapılmadan rahat bir şekilde ülkemize gelmelerini ve Türkiye'yi görmelerini rica ediyorum" dedi.
 
Sektör yeni Bakan Sayın Ünal ile en yakın zamanda bir araya gelecek ve yol haritasını belirleyecektir.
 
Tekrar söylüyorum:
 
“Enseyi karartmayın” krizi iyi yönetmek mecburiyetindeyiz. Krizin panzehri turizmdir, o da ancak barış ortamında yapılır.

 

 

 ( t u r i z m g a z e t e s i . c o m )