Toplumun yardıma muhtaç olanları için uygulanan ücretsiz ''Askıda Ekmek'' veya ''Askıda simit'' uygulamalarının turizm sektöründeki ''Askıda İşçi'' hali çalışanların en büyük sorunu haline geliyor...
 
Turizm sezonu sona erince işveren işçisinin iş akdini sonlandırmıyor. Ama iş de, ücret de vermiyor. Ancak işsiz de sayılmıyor. İşte buna ''Askıda İşçi'' deniliyor.
 
Genel Merkezi Antalya'da bulunan DİSK'e bağlı Devrimci Turizm İşçileri Sendikası, turizm sektöründe çalışanların sorunlarını içeren rapor hazırladı.
Turizmdays.com’da yer alman Fikri Cinokur’un haberinde şöye deniyor:
 
Sendika, geçtiğimiz aylarda Uluslararası Çalışma Örgütü ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İşbirliği ile Ankara'da düzenlenen ''Turizmin ve Turizm İşçilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı''nda ''Sezonluk İşçiler, İşsizlik Sigortası ve Fazla Mesai Sorunları ile Buna bağlı İş Kazaları ve Çözüm Önerileri'' başlığı altında ILO'ya sundu.
 
AZ YATIRIMLA ÇOK İSTİHDAM
 
Raporda, turizmin, öncelikle, huzur, sükun, güvenlik, barış, kardeşlik, güleryüz, hijyen, temiz bir çevre, tahrip edilmemiş bir doğa, bozulmamış kültür ve medeniyetler mirası bulacak yerlere ihtiyaç duyduğu vurgulandı.
 
Türkiye'nin de bütün bu alanlarda eşsiz olanaklarla donatıldığı ifade edilen raporda, şu görüşlere yer verildi.
 
''Dört mevsimi aynı anda yaşayabildiğimiz iklimimiz, denizlerimiz, dağlarımız, göllerimiz, termal kaynaklarımız, yaylalarımız, derelerimiz daha, tam da kirletilmemiş, katledilmemiş hazinelerimiz var. Kültür ve medeniyetler mirası denince de, herhalde dünyada parmakla gösterilebilecek birkaç şanslı ülkeden biriyiz. Belki de birincisiyiz.
 
Turizmde hizmeti alan da, hizmeti sunan da İnsandır. Milyonlarca alaylı, bir o kadar da eğitimli, genç turizm işçisine sahibiz. Eğitimli genç milyonlarca işçi adayı da işsizlik yaşıyor. Turizmin emek ağırlıklı bir sektör olma özelliği, en az yatırımla en çok istihdam yaratabilme özelliği de ülkemiz ve gençlerimiz için bir şanstır.
 
Yüzlerce Turizm Meslek Lisesi, yüzlerce yüksek okulu ve fakültesi, belediyelerin ve özel sektörün meslek kursları, sertifika programları, her yıl yüz binlerce genci daha turizm işçiliğine hazırlıyor.
 
Onbinlerce otel, milyonlarca yatak kapasitesi, onbinlerce restoran, kafe, bar, yani turizm işletmesi de var. Un var, şeker var, yağ da var. Helvayı yapacak usta da var. Peki, bu olanakları ülkemiz, insanımız, işçiler ve işletmeler yararına gerçekten doğru ve verimli değerlendiriyor muyuz ? Kesinlikle hayır !''
 
TURİZM 12 AYA YAYILMALI
 
Devrimci Turizm İşçileri Sendikası'nın raporunda , ülkemiz doğal, kültürel, coğrafi, tüm avantajlarına karşın, ne yazık ki, bütün tarafların, bileşenlerin, katılımıyla oluşturulmayan politikalar yüzünden 'Deniz-kum-güneş', ' her şey içinde', 'ucuz iş gücü, ucuz turizmin, yaz mevsimiyle sınırlı ve getirisi az bir alana sıkışmamıza neden olduğu ifade edildi.
 
Turizmde Bölgelere bağlı sezon uzunlukları yaşandığına dikkat çekilen raporda '' Örneğin Antalya da 6-8 ay olabilen sezon, Muğla da 4 aya, Ege de 4 aya, Ayvalık'a doğru çıkınca 3 aya, Karadeniz de 2 aya kadar düşebiliyor.  Kış turizmi de kayak için doğal kar mevsimiyle sınırlı. Bu da 3-4 aylık bir sezona karşılık düşüyor. 12 ay devam eden Kültür Turizmi, Sağlık Turizmi, Kongre Turizmi, Spor Turizmi, İnanç Turizmi, Sosyal Turizm, Gazinolar, Kumarhaneler, gerekli yatırımlar ve düzenlemeler yapılmadığından, yeterince yararlanamadığımız alanlar olarak duruyor'' denildi.
 
TURİZM İŞÇİSİ AÇLIK SINIRININ ALTINDA ÜCRET ALIYOR
 
Turizm sezonun bölgelere göre farklılık göstermesinin turizm işçilerinin hayatını ikiye böldüğü belirtilen raporda, şu görüşlere yer verildi.
 
''Turizmde çalıştığı aylar ve ne iş bulursa yapmak zorunda olacağı aylar. Ölü sezonda bir iş bulabilirse ne ala. Birçok şehirlerden turizm merkezlerine çalışmaya gelen işçiler, sezonluk işlerde çalışıyorlarsa, sezon bitiminde, memleketlerine, baba evlerine dönerek kışı oralarda, geleneksel yaşamları içerisinde geçiriyor, tarımla, hayvancılıkla, inşaatlarda vs. sonra sezonda yeniden turizme dönüyorlar.
 
Zaten 5-7 ay çalışıp, bir o kadar da işsiz kalan sezonluk Turizm işçisinin çalıştığı şehirde yaşamını sürdürebilmesi, geçinebilmesi mümkün değil. 1600 TL ücretle 6 ay çalışan işçi, ölü sezonda iş bulamayacağı için, 6 ay kazandığıyla 12 ay yaşamaya çalışırsa, aylık ortalama harcayabileceği para 800 TL olacaktır ki, zaten 1600 TL açlık sınırı altında bir ücrettir. Bu mümkün değildir.
 
Kaldı ki sezonluk çalışan bu turizm işçisi ölü sezonda kendini, mesleğini geliştirmeye, yabancı dilini geliştirmeye, kurslara, eğitime zaman ve para harcayabilmeli idi.''
 
SEZONLUK TURİZM İŞÇİSİ ''YILKI ATLARI'' GİBİ...
 
Sezonluk turizm işçilerini ''Yılkı Atları''na benzetilen rapor, şöyle devam ediyor.
 
''Biz bu sezonluk turizm işçilerini ''Yılkı Atları''na benzetiyoruz. Baharda dağlarda yakaladıkları, bir önceki sonbaharda, beslenme ve bakım külfetine katlanmamak için, dağlara saldıkları atları, Yılkı Atlarını, yaz boyu çalıştırıp, sonbaharda yeniden dağlara salıyorlar. Sağ ve sağlam kalanlarını sonraki ilkbaharda yeniden yakalıyor ve çalıştırmaya devam ediyorlar. Aynı sezonluk turizm işçileri gibi.
 
Halbuki gerekli yatırımlar ve düzenlemeler yapılarak, turizm çeşitlendirilerek, sezonlar uzatılabilir ve 12 aya çıkartılabilir. Bu 12 ay iş, 12 ay ekmek ve işletmelerin 12 ay aktif ve verimli kullanımı demektir.''
 
''ASKIDA İŞÇİ''
 
Turizm işçisinin ''İşsizlik Sigortası Yasası''ndan dahi yararlanamadığı ve işsizlik parası alamadığı vurgulanan raporda şu görüşlere yer verildi.
 
''Ne yazık ki, işsizlik sigortası da yasanın getirdiği barajlar nedeniyle, ömür boyu prim ödeseler de hiçbir zaman, işsizlik parası almalarına olanak vermiyor.
 
-İşsizlik parası alabilmek için son üç yılda 600 gün prim ödemiş olmak, her yıl en az 7 ay çalışırsa gerçekleşebilir, hiç bir sezon boşluğu olmamak şartıyla. Halbuki sezonlar zaten daha kısa ve giderek daha da kısalıyor. Son iş yerinde 120 gün çalışmış olmak gerekiyor.
 
-İş akdi işveren tarafından haklı fesih yapılmamış, kendisi haklı neden olmadan istifa ile ayrılmamış olmak.
 
-En çok canımızı yakan ise 'iş akdi askıya alınmamış olmak' diye bir yorum var. İşten çıkartılmamışsın deniliyor. İşte de değilsin, ücretin de yok, işsiz de sayılmıyorsun. Askıdasın deniliyor.
 
-İşçi kendisi haklı nedenle iş akdini feshetmiş ise, ancak dava sonucunda haklı fesih isabetli bulunursa geriye dönük para alma hakkı doğuyor ki, ihtiyacı olduğu sırada gelmeyen bu para maksadına hizmet etmiyor.
 
Sezon başında, istihdam seferberliği, adı altında işyerlerine, İŞKUR tarafından gönderilen ve İşbaşı eğitimi adı altında, ücreti İşsizlik Sigortası kasasından ödenen işçilere verilen paralarda sadece işverenin ücret yükünü ortadan kaldırmaya yaramaktadır. Ve kesinlikle söylenen amacına uygun değildir. Bu işbaşı eğitimi eğer yapılacaksa ölü sezonda yapılmalıdır ki işçilere bir faydası olsun. İşsizlik kasasının ödemesinin bir mantığı olsun. Bu çalışma dönemleri işçilerin EMEKLİLİKLERİNE de sayılmadı.
 
-Bu sezon da İşçilerin SGK ve Vergi yükünü İŞKUR dan gönderilen işçiler için İşsizlik kasasından ödediler. Bu İşsizlik kasasının amacı dışında kullanılması yani istismarından başka hiçbir anlam ifade etmemektedir. İstihdamı arttırmadığı gibi, kadrolu, yıllardır çalışmakta olan işçileri, İşverenler işten çıkartıp, ‘’GİT İŞ-KUR'dan GEL ’’ diyerek mağdur edilmelerine sebep olundu.
 
-Bu uygulamalar sadece Stajyer sayısını arttırmış oldu. Ücretsiz emek işverenlere, bedava sunulunca, ‘’Ücretli Emek’’ olan işçiler işten çıkartıldı. İşsizlik Sigortası Yasası, turizm işçilerinden prim alıyor ama karşılığını vermiyor. İşsizlik Sigortası Yasası yeniden bu sorunlar gözetilerek düzenlenmelidir.''
 
TURİZM SEKTÖRÜ İŞSİZLİĞİ ÖNLEYEBİLİR  
 
Turizm sektörünün, ülkemizin kronik işsizlik sorununa çözüm üretebilecek, en önemli alanlardan biri olduğu vurgulanan raporda sektördeki  yanlışlıkların devam ettiğine dikkat çekildi. Raporda özetle şu görüşlere yer verildi.
 
''Asgari ücret civarında bir ücret karşılığı, 14-16 saatlere kadar, fazla mesai ücretini de ödemeden işçileri çalıştırıyorlar. 2-3 işçi çalıştıracağı yerde, tek işçiyle ve tek ücretle hizmet veriliyor. Yasalar, hak, hukuk, insaf, vicdan, ahlak çiğneniyor. İlave yüz binlerce istihdam olanağı yok ediliyor. İlk 8 saat bedava, fazla çalışmanın ücretini ödeyin diye bir kampanya’’DAMPİNG’’ yapsak işçiler karlı çıkacaklar. 6-8 saat fazla çalışan işçi 9-12 saatlik fazla mesai ücreti hak edecek ve eline normal ödenen ücretten daha fazla para geçecek neredeyse.
 
Ailesinden, özel hayatından, kendine ve gelişimine ayırması gereken zamandan ve verimli çalışabilme olanağından mahrum edilerek, robot gibi, sabahın köründe evinden çıkan işçi, gecenin karanlığında evine dönüyor ve bu sezon boyu devam ediyor. Ayda 90 saat, senede 270 saatten fazla çalışma istenemeyeceği, sadece dava açan işçilerin karşısına, mahkemede çıkıyor. Fazla çalışma yaptırıldığı halde mahkeme bu maddeden dolayı fazla çalışma ücretini sınırlandırıyor. İşçi yaptığı fazla çalışmanın ücretini mahkemeyle bile alamıyor.
 
Bu yoğunlukta fazla çalışmalar işçilerde, konsantrasyon ve dikkat kayıplarına, verimsiz ve huzursuz çalışmaya, iş kazalarına, ölümlere, yaralanmalara, sakat kalmalara sebep olabiliyor. Bel, boyun fıtıklarına, taban düşmelerine, varis ve çeşitli meslek hastalıklarına, iş göremez durumlara düşmelerine sebep olabiliyor.
 
Özellikle Tur otobüs şoförleri, 24 saat araç üzerinde kalarak, boşluklarda araç içerisinde uyuyup, araç kullanmaya devam ederek, KAZA DEĞİL CİNAYET’’söylemimizi somutlaştırıyorlar. (Yapamam) diyenlerin yerine, (yaparım) diyenler işbaşı yapıyorlar.
 
Fazla mesai yerine, eksik kadrolar tamamlanmalı, hem işsizlik azalmalı, hem de iş kazalarına davetiye çıkartılmamalı. Ülkemiz için bir şans ve İşsizliğe, bütçe açıklarına en kolay çözümleri sunabilecek fırsatlar sunabilecek ''TURİZM SEKTÖRÜ'' doğru değerlendirilmiyor.
 
Turizm kendi kaderine, ya da Turizm İşverenlerinin takdirlerine, tercihlerine bırakılamayacak kadar önemli ve ciddi bir iştir. Milyonlarca Sendikasız, Sigortasız, Güvencesiz Turizm İşçisi kendi kaderine bırakılamaz. Tarafların, işçi, işveren, sendikalar ve Hükümet görevlilerinin, ortak çabalarıyla oluşturulacak, bütünlüklü politikalara ihtiyaç var. (Ben yaptım oldu) larla gidilecek yol buraya kadardı. Bindiğiniz dalı kesmekten artık, vazgeçin.''
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )