İyi Parti, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu'nda görüşülen Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Hakkında Kanun Teklifi 'ne yönelik 1, 3, 4, 5, 6 , 7 ve 8 inci maddeleri ile Geçici 1 inci maddesine muhalefet şerhi koydu. İşte o şerhler
 
AKP’li milletvekillerinin TBMM’ye sunduğu Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Hakkında Kanun Teklifi’nin komisyon görüşmeleri sürerken İyi Parti’den iki milletvekili Hayrettin Nuhoğlu (İstanbul) ve İbrahim Halil Oral (Ankara) teklifin geçici birinci maddesi ile 6 maddesine ilişkin muhalefet şerhi koydu. Muhalefet şerhine gerekçe olarak şöyle deniyor:
 
“Teklif bakanlıkça hazırlanmış, bakanlıkça müzakere edilmiş ve AK Partili milletvekillerine gönderilerek TBMM gündemine alınmıştır. Yani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin en önemli iddialarından biri olan “güçlü milletvekili” ve “kanun yapımının temel taşı olan TBMM” argümanın çöktüğü gün gibi ortaya çıkmıştır.
 
Teklifin içinde bütçe, vergi alımı ve maliye konularını ilgilendiren düzenlemeler bulunmaktadır. Bu yanıyla teklifin kesinlikle Plan ve Bütçe Komisyonu’nun görüşü alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak teklif Tali Komisyon olarak dahi olsa Plan ve Bütçe Komisyonu’na gönderilmemiştir. Burada ülke kaynaklarının keyfi bir şekilde farklı kurum ve kuruluşlara aktarılması sorunu ortaya çıkmaktadır. 
 
Sektöre ağır yük getirecek
 
Komisyon görüşmelerinde konuşan sektör temsilcilerinin ifadeleri göstermiştir ki, bu teklif sektör ile etraflıca değerlendirilmemiş, üstün körü paylaşımlarla, sektörden habersiz kanunlaştırılmak istenmiştir. Ayrıca turizmin geliştirilmesi ve güçlendirilmesini amaçlayan bu teklifin getirilmesinde de gecikilmiştir. Geçtiğimiz aylarda görüşülen ve yasalaşan Turizm Teşvik Kanunu’ndaki eksiklikler burada tamamlanamamıştır. Bu ajans 2019 yılı için herhangi bir katkı sunamayacaktır. Sunamadığı gibi maddelerde değineceğimiz üzere, sektöre ağır mali yükler getirecektir.”
 
İlkesel olarak Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı gibi bir kuruluşun kurulmasına karşı olmamakla birlikte, getirilen bu kanun teklifinin ilgili ajansın ölü bir doğumla işe başlamasına sebebiyet verecek, pek çok suiistimale yol açacak, kamu kaynaklarının ve turizm işletmecilerinin kazançlarının ya yandaşlara aktarılmasına ya da adaletsiz kullanılmasına yol açacaktır. Buradan yola çıkarak, teklifinin tümünün geri çekilmesi ve daha geniş bir uzlaşıyla; sektör temsilcilerinin, sivil toplumun, kamu idarecilerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin katkı sunabileceği bir şekilde yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Teklif bu haliyle yasalaşırsa, hâlihazırdaki ekonomik krizde, turizm sektörüne destek yerine, turizm sektörünü zor sokacak, adaletsizlik yaratacak ve turizmcilerin değil bir kesim yandaşın kazandığı bir düzen kurulacaktır. Böyle sorunlara açık bir kanunla Ajans kurulması yerine, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki ilgili genel müdürlükler ve birimlerin güçlendirilmesi ve bütçelerinin artırılması tercih edilmelidir. 
 
İşte muhalefet şerhleri 
 
Hangi maddeye neden itiraz ediliyor
 
Kurgulama amaç
 
Teklifin 1 inci maddesinde Ajans’ın kurulma amacı ifade edilmektedir. Bakıldığında bu amaçlar ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü’nün amaçları aynıdır. Özel sektörün bu sürece dâhil edilmesi amacı taşıyan Ajans, bu görevini yerine getiremeyecek şekilde kurgulanmıştır. 
 
Organlar neye göre belirlendi
 
Teklifin 3 üncü maddesinde ajansın organları tarif edilmiştir. Komisyon görüşmelerinde, sektörün temsil edileceği bu organlardan sektör temsilcilerinin haberdar olmadığı görülmüştür. İcra ya da yönetim kurulunda yer alması beklenen sektör temsilcileri danışma kurulu adı altında bir organ altında toplanmışlardır. Sektörün en güçlü temsilcileri bu noktada icra yapan değil sadece fikir veren konumunda tutulmuştur. Bu tavsiye ve fikirlerin uygulanması ise yönetim ve icra kurullarının insafındadır. Yönetim kurulunda bölgesel temsili sağlamak için kurulmuş olan sistem adaletsizdir. Marmara ve Akdeniz bölgelerinden ikişer üye alınırken, ülkemizin en güçlü turizm alanlarına sahip Ege’den bir üye alınmaktadır. Karadeniz ve İç Anadolu Bölgelerinden bir üye, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden bir üye alınmaktadır. Bu noktada bölgelerin sorunlarını ve ihtiyaçlarını bilen kişiler eşit bir şekilde temsil edilemeyecektir. Takdir edilmelidir ki, İç Anadolu ile Karadeniz’in turizm noktasındaki ihtiyaç ve sorunları çok farklıdır. Bu ikisinin tek bir kişi tarafından temsili sakatlanmış bir temsil yaratacaktır. Kesinlikle her bölgeden bir temsilci yer almalıdır. Aynı durum Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri için de geçerlidir. Ayrıca temsil için seçimler sadece bakanlıktan turizm belgeli işletmeler arasından yapılmaktadır. Bu belge sahibi olmayan işletmelerin temsili sağlanamamaktadır. Ancak 5 ve 6 ncı maddelerde ihdas edilecek olan turizm katkı payı bu temsil edilmeyen işletmelerden de tahsil edilecektir. Maddenin 4 üncü fıkrasında İcra Kurulunun oluşumu tarif edilmiştir. Burada bakan yardımcıları ve üst düzey diğer bürokratlarla birlikte Bakan tarafından seçilmiş işletme temsilcileri yer alacaktır. Bu şekliyle tamamen Bakan’ın etkisi ve yönetiminde oluşan İcra Kurulu, demokratik ve sektörün özgür iradesini temsil eden bir yapıda olmayacaktır. Ayrıca sadece Marmara, Akdeniz ve Ege bölgelerinin bu kurulda temsil edilmesi de adaletsizdir. 5 inci fıkrada tarif edilen yönetim kurulu ise yine temsili sağlayamamaktadır. Burada turizmle iç içe olan belediyeler yani yerel yönetimler kesinlikle temsil edilmelidir. Bu noktada Türkiye Belediyeler Birliği temsilcisinin yer alması uygun olacaktır. Ayrıca turizm emekçilerinin de temsil edilmesi için ilgili sendikalar veya sivil toplum kuruluşlarının da adil bir temsil sistemiyle yönetime katılması doğru olacaktır. 
 
Suistimale açık
 
Teklifin 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının d bendinde Ajans’ın topladığı gelirlerden, icra kurulunun belirlediği yurt içi ya da yurt dışı yatırımcılara kaynak aktarılabileceği belirtilmektedir. Bu durum bir işletmeden alınacak payın, rakip bir işletmeye aktarılmasına yol açabilecektir. Ayrıca yurt dışı yatırımcılara kaynak aktarılabilecek olması, yerli işletmecilerin kaynaklarının yabancı bir yatırımcıya aktarılmasının önünü açmaktadır. Bu durumun yaşanması halinde Türk turizmi yara alacak, hangi ülkeden ne sebeple geldiği belli olmayan işletmecilere haksız kazanç sağlanabilecektir. Bu düzenleme ciddi suiistimallere yol açabilecek, sektörden toplanan paylarla yandaş bazı firmaların zengin edilmesinin yolu açılabilecektir. İcra Kurulunun oluşmasında Bakan yetkisinin fazla olarak düzenlenmiş olması da burada Bakan’ın hata yapma ya da siyasi davranabilme ihtimalini artırmaktadır. 
 
Gelir tarifi muğlak bu haliyle sakıncalı 
 
Teklifin 5 inci maddesi ajansın gelirlerini düzenlemektedir. 1 inci fıkranın c bendindeki “her türlü bağış ve yardımlar” ifadesi son derece sakıncalı bir gelir kalemi yaratmaktadır. Ajans bir hayır kurumu değildir ki bağış toplasın. Uluslararası hibeler bu kategoride sayılamaz ki zaten önceki maddelerde hibe meselesi düzenlenmiştir. Kanun teklifindeki turizm payları, genel bütçeden ayrılan ve kanunda düzenlenen diğer gelirlerin ajansın faaliyetlerini sürdürmesine yeterli olacağı anlaşılmaktadır. Bir kamu kurumunun faaliyetlerini yürütürken bürokratik engelleri hızlandırmak adına bağış usulüyle gelir elde edilmesi her türlü suiistimale açıktır. Bu noktada yatırımcıları ve işletmecileri, bürokratik işlemleri hızlandırmak için bağış yapma zorunluluğu hissiyatı oluşabilecektir. Fıkranın e bendindeki “diğer gelirler” kalemi açıklamaya muhtaçtır. Bu gelirler tarif edilmelidir. 
 
Ajans hangi hukuka tabi olacak
 
Teklifin 6 ncı maddesi, 5 inci maddede ihdas edilen “turizm payı”nı düzenlemektedir. Bu pay ve oranları son derece yüksektir. Bu durum işletmelerin gelirlerini belgelendirmeme yoluna gitmesine, vergi kaçırmaya yol açabilecektir. Ayrıca net gelirlerden alınan yüzde 1’lik paylar çok yüksek meblağlardır. İşletmelerin zarar etseler dahi bu payları verecek olmaları işletmecileri çok zorda bırakacaktır. Yaşanan derin ekonomik krizde sektörü güçlendirmek yerine sektörden adeta yeni vergiler toplamak son derece yanlıştır, kabul edilemezdir. Bu noktada sektör temsilcilerinin komisyonda belirttikleri görüşlerden, bu payın yüksekliğinden son derece rahatsız oldukları ve payların kendileriyle istişare edilmediği anlaşılmaktadır. Özellikle teklifin Geçici 2 nci maddesiyle birlikte bu madde okunduğunda, 2019 yılında teklif yürürlüğe girer girmez turizm işletmecilerinden pay alınacağı görülmektedir. İşletmeciler yıllık planlarını çoktan yapmışken, kendi reklam ve tanıtma harcamalarını gerçekleştirmişken bir anda hesapta olmayan bir mali yük çıkarmak son derece yanlıştır. Böyle bir ajans kurulacak ve sektörden de pay alınacaksa, kesinlikle bu paylar 2020 yılı için planlanmalı ve de çok daha düşük oranlarla hesaplanmalıdır. 5 inci fıkrada bu hususta çıkacak ihtilaflardan yani işletmecilerin ödeme yapmaması durumundan vergi mahkemelerinin yetkili olduğu görülmektedir. Bu durum pek çok işletmecinin ekonomik kriz sebebiyle ödeme yapamadığı durumda icralık olacağını göstermektedir. Ayrıca kamu hukukuna mı özel hukuka mı tabi olduğu net anlaşılmayan bu Ajans için vergi mahkemelerinin yetkili olması büyük bir çelişkidir. Bu kanunun getireceği sorunlar sebebiyle yeni bir kanunla ödemeyi yapamayanlar için af düzenlemeleri zorunlu hale gelecek ve kısır bir döngü başlayacaktır. 
 
Neden Sayıştay denetimi dışında
 
Teklifin 7 ve 8 inci maddelerinde denetim hususları ve muafiyetler düzenlenmiştir. Burada çok büyük eksiklikler ve suiistimale açık durumlar vardır. Ajans’ın denetimi bağımsız denetim kuruluşları tarafından yapılacaktır. Alacaklarında vergi mahkemelerinin yetkili olduğu adeta devlet adına vergi toplayacak olan bu Ajans’ın Sayıştay tarafından denetlenememesi büyük bir garabettir. Teklifi hazırlayanların Sayıştay’ı devre dışı bırakmış olması anlaşılamayacak bir durumdur. Geçmişte faaliyet göstermiş olan “Kalkınma Ajansları” dahi Sayıştay denetimine tabi iken bu Ajans’ın tabi olmaması anlaşılamazdır. Ajans kesinlikle Sayıştay denetimine tabi olmalıdır. İşletmecilerden yüzde 1 gibi büyük meblağ tahsil etmeyi amaçlayan bu Ajans’ın damga vergisinden muaf tutulması, icra teminatlarından muaf olması da yanlıştır. Bu kuruluş özel midir kamu kuruluşu mudur? Özel ise bu muafiyetler nedendir? Kamu ise neden özel bir şirket gibi kurgulanmıştır? Son olarak 8 inci maddede bu ajansa personel alımlarının Kamu kurum ve kuruluşlarına personel alınmasına dair ilgili mevzuat hükümlerine tabi olmamasına ek olarak herhangi bir personel alım ilkesi ve kuralı koyulmamış olması sorunlu kadrolaşmaların önünü açacaktır. Geçmişte bu şekilde kurulan Kalkınma Ajanslarının çoğu FETÖ’nün yuvası haline gelmiş, 15 Temmuz hain kalkışmasından sonra ise KHK’lar ile bu ajanslar kapatılmak, personeli ise ya ihraç edilmek ya da tutuklanmak zorunda kalmıştır. Turizm Tanıtma Ajansı’nın da bu gibi bir yapılanmanın eline geçmeyeceği belirsizdir. Bu noktada ya etraflı bir personel alım düzenlemesi kanunla yapılmalı burada ehliyet ve liyakat gözetilmeli ya da kamu personel alım esaslarına tabi tutulmalıdır. 
 
6 aylık dönemde tek yetkili bakan, neden
 
Teklifin Geçici 1 inci maddesinde Ajans’ın yönetim, icra kurullarının seçimleri öncesinde kurucu olacak yönetimlerin belirlenmesinde Bakan’a doğrudan yetki verilmiş bu bağlamda da ilk bütçeyi yapmak tamamen Bakan’ın inisiyatifine bırakılmıştır. İlk altı aylık süreçte tüm yetki Bakan’da olacağı için zaten Ajans’ın amaçladığı özel sektörün etkin katılımı amacı kadük kalacaktır. 
 
Teklifin bütünün yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )