Ekonomist Prof.Dr.Esfender Korkmaz : Hükümet özel sektörden fedakârlık isterken, kendisi turizm yatırımlarında geçen ay yüzde 45.01 kira artışı yaptı. Bu yıl kasım ve sonrası aylarda kirasını ödeyenlerin günahı nedir?
 
Hükümet yollara, araba camlarına mağaza vitrinlerine “Enflasyonla topyekün mücadele” afişleri asıp herkesi enflasyonu düşürmeye çağırırken kendisi kamu arazileri kirasına enflasyonun iki katı zam yaptı.
 
Ekonomist Prof. Dr. Esfender Korkmaz Yeni Çağ Gazetesi’ndeki köşe yazısında bugün bu konuyu ele aldı.
Korkmaz yazısında şöyle diyor;
 
Kamu sektöründen yatmm yapmak için tahsisli yer alanlardan kasım ayında yıllık kira artışı da yüzde 45.01 oldu. Bu ay için artış yüzde 38.54 olacaktır. 
 
Hükümet özel sektörden fedakârlık isterken, kendisi turizm yatırımlarında geçen ay yüzde 45.01 kira artışı yaptı. 2019'dan sonra kiralar için TÜFE'nin kullanılacağını söyledi ve fakat bu sene kasım ve sonrası aylarda kirasını ödeyenlerin günahı nedir?
 
Anlaşılan odur ki hükümet sonucuna bakmadan seçim bütçesini finanse ediyor. Turizm sektörü devlete yüksek kira ödediği için bu kiraları fiyatlara yansıtmak zorunda. O zaman eğer şimdi kur değerli olmasaydı, diğer ülkelerle nasıl rekabet edecektik? 
 
Söz gelimi Hırvatistan, Akdeniz'deki yatlan çekmek için marinalarda yüzde 50 indirim yaptığını açıkladı. 
 
Türkiye, Akdeniz'deki yatların yüzde 15' ini çekecek kapasiteye sahiptir. 
 
Bu durumda yüzde 45 kira artışı ile Türkiye'deki marinalar Hırvatistan ile nasıl rekabet edecektir? 
 
Aslında Hükümetin yaptığı rasyonel bir politika değildir. Çünkü bir turist 500-600 dolar bırakıyor. Turist artıyor diye övünüyoruz. Ancak bir mega yat iki-üç ay için, en az 30-40 bin dolar bırakıyor. 
 
Hükümet marinalann kirasını ÜFE oranında artırarak seçimi finanse edeceğim diye sağılan ineği kesmiş oluyor. 
 
Eğer enflasyonu düşürmek istiyorsak; önce kur politikası değişmeli ve aşırı kur hareketleri önlenmelidir. 
 
Sonra ekonomide güven ortamı oluşturulmalıdır. Güven bunalımına yol açan iki temel nedenin birisi siyasete tamamıyla popülizmin hâkim olması, ikincisi ise başkanlık sistemi ile devlet, demokrasi, hukuk, eğitimde olduğu gibi kurumsal yapının bozulmasıdır. 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

( t  u  r  i  z  m  g  a  z  e  t  e  s  i  .  c  o  m )